Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
      Yeniden duyuyorum kuşların sesini, içimdeki yaşama aşkı yeniden yüklendi. Tekrar kendine güvenle yüreyebiliyorum Aachen sokaklarında. Dur şu ilk geldiğim günkü şarkıyı açayım, nasıl güzel.      Sabah ağladım gene. Ama bu seferki satisfactiondan dolayı. Neyin satisfactionı. Tüm çabalarımın. "Bir oyana, bir buyana" 'nın. Bitti çok şükür. Yarın Venedik'e gidiyorum. Küçük bir Avrupa turuna çıkıyorum. Sırtımda sırt çantam. Sırt çantasıyla çıkmak zorundayım zaten, çünkü biletlerim ölesine ucuz :) Kimlerle karşılaşacağım, neler yaşayacağım bilmiyorum, ama bu sefer biraz daha olgunlaşmış gideceğim galiba. Bilmem onu da yolda öğreniriz. Ama harman etti beni bu 3 ay. İnsan kazandım, insancıklar kaybettim. Kalbimi kazandığını düşündüklerimi, bu sefer kalbime değmeden dinledim, çünkü kalbin "already, broken" olmuş onlara. Yanlış düşündüm şu hayatta, yanıldım tekrar inanmak istemedim egoistliğimden, ama asla yanlış hissetmedim. Ve şu aralar çok kırgın hissediyorum...
  Bir şey var aramızda. Senin ...     Kontrol manyağı olan ben, kontrol edemiyorum hayatımı. Belki de o güç bana hatırladıyordum, ne kadar zayıf olduğumu. Akışına bırak diyor belki ama ben direniyorum. İnanırken direnmemek, işte o zaman bana zayıflık gibi geliyor. O zaman yüzüm olmazmış gibi geliyor dua etmeye ona. "Biz, insanın kaderini onun çabasına bağlı kıldık" denmemiş miydi bir ayette. Çabalıyorum, ama sonunun yararıma olup olmadığını göremediğimden, sonucunu kabul etmeyi de öğrenmeliyim bence. Hayat, bana ne demek olduğunu vura vuraa öğretiyor galiba. Bir şey öğrenmem gerekiyor belli. Ordan oraya koştururken, boş koşturma şimdiye kadar yaptığın gibi. Öğren! Dinle kalbini be güzelim. Bir dur, hayat sen üzülsen de akıyor üzülmesen de, mutluluktan şarkı söylemeye doyamadığın, delirecek kadar mutlu hissettiğin günlerde de akıyor, bir sonraki gün ne yapacağını düşünmemeyi tercih ettiğin günlerde bile akıyor. Hep de akacak. Sen ne dersen ne. Ne yaparsan yap. Ne hisseders...
       Yazmasam delirecektim demiş ya bir şair mi yazar mı, tam olarak o noktada olduğumu hissediyorum. Amacını arıyorum hayatımın. Eğitimli insanları dinledikçe, bir ona bir buna inanmalarım devam ediyor. Peki benim düşüncelerim nerdeymiş şimdiye kadar. İyi insan olma konusunda adımlarımı epey hızlandırmışım, derinden hissediyorum onları. Ama, eğitim (ki öğretim konusunda da eksiklerim var tabi) için daha çok yol katetmek gerekiyor. Her yeni dinlediğime inanmak yerine ağzı açık, yorum yapabileyim. Peki nasıl gelişecek bu konu. Boğaziçi'ni kazandığım hazırlık sınıfında, İstanbul'da evi olmayan, yurt ihtiyacı olanları Kilyos diye izbe bir yere atmışlardı. Ulaşım desen Allah'a emanet gitti hep. Ölmezsen, ülkenin en zeki beyinlerini yetiştirecek olan Boğaziçi Üniversitesi'nin zengin kampüsündeki 8 kişilik odadaki 1 yatağa hak kazanabilirdin. Çok şükür sıkıntım oldu diyemem oda arkadaşlarım konusunda yaklaşık 4,5 yıllık yurt yaşamımda, hatta sanki öyle kalabalık bir odad...