Ana içeriğe atla

     Yazmasam delirecektim demiş ya bir şair mi yazar mı, tam olarak o noktada olduğumu hissediyorum. Amacını arıyorum hayatımın. Eğitimli insanları dinledikçe, bir ona bir buna inanmalarım devam ediyor. Peki benim düşüncelerim nerdeymiş şimdiye kadar. İyi insan olma konusunda adımlarımı epey hızlandırmışım, derinden hissediyorum onları. Ama, eğitim (ki öğretim konusunda da eksiklerim var tabi) için daha çok yol katetmek gerekiyor. Her yeni dinlediğime inanmak yerine ağzı açık, yorum yapabileyim. Peki nasıl gelişecek bu konu. Boğaziçi'ni kazandığım hazırlık sınıfında, İstanbul'da evi olmayan, yurt ihtiyacı olanları Kilyos diye izbe bir yere atmışlardı. Ulaşım desen Allah'a emanet gitti hep. Ölmezsen, ülkenin en zeki beyinlerini yetiştirecek olan Boğaziçi Üniversitesi'nin zengin kampüsündeki 8 kişilik odadaki 1 yatağa hak kazanabilirdin. Çok şükür sıkıntım oldu diyemem oda arkadaşlarım konusunda yaklaşık 4,5 yıllık yurt yaşamımda, hatta sanki öyle kalabalık bir odada yaşamışım yıllarca gibi hissettim hep. Galiba şu anda daha net fark ettiğim, adaptasyon yeteneğim bu yurt hayatım boyunca kendini göstermiş, her gün, her sene katlanarak daha da gelişmiş.

    Çok hızlı şimdi düşüncelerim, adaptasyon yeteneğim mükemmel boyutta. Kim bilir daha ne seviyelere çıkacak, böyle bir hayat yaşamak istedikçe. Böyle bir hayat:

    Özgürlük! Özellikle haksızlığa direnen, eyvallahı pek olmayan biriyim. Taviz verdiğim noktalar, önemsenmediğimde hızlı sinirlenmek, özgüvensizliğim konuşma sürecinde kendini derin nefes alışverişlerle ele veren bir de vicdanım. Vicdanıma pek dokundurmak istemem, çünkü herkese nasip olmaz merhamet duygusu. Biraz da onun getirisiyle yaptığım davranışlar, bu hayatta neden olduğumu ispatı gibi geliyor. Sahi napıyorum burda?:

    Bir sürü planlar yapmış durumdayım, şunu istiyorum, bunu istiyorum şu olursa. Ama onu da bir sonraki sene güzde mutlaka başlamalıyım. Yaşım 36. Yine bir kurs ortamında, öğretmenden bile büyük bir yaştayım. Sınıfın ortalamasının çok çok üstündeyim. Neden geç kaldım peki? Galiba yaşamımın bu anlamını hiç sorgulamamıştım. Güzelmiş dedim, vazgeçemiyorum şimdi de. Öyle bir sarıldım ki tüm sınırlarımı, zorlamanın gece yatınca tatminini duyduğum tüm hücrelerimde tekrar aktive ediyorum. Durağanlık beni çürütüyor. Çürüdüğümden belki de geç kalışım. O çürük yerlerimi kesiyorum şimdi teker teker. Yaşıma aldırmıyorum, çünkü Allah'a şükürler olsun ki göstermiyorum. Vücudum, enerjim. Yoruluyorum ama neresinde kesersem bu kangren ilerlemeyi o kadar ruhumda ilerlemiş oluyorum. 

    Bir sebebi var burda olmamın. Geldim evet, direniyorum hem de çok pis. Ruhum, tüm transparanlığı ile ortada. Utanmadan, korkmadan, tüm cesaretimle yeniden keşfediyorum kendimi, sebebimi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

      Yeniden duyuyorum kuşların sesini, içimdeki yaşama aşkı yeniden yüklendi. Tekrar kendine güvenle yüreyebiliyorum Aachen sokaklarında. Dur şu ilk geldiğim günkü şarkıyı açayım, nasıl güzel.      Sabah ağladım gene. Ama bu seferki satisfactiondan dolayı. Neyin satisfactionı. Tüm çabalarımın. "Bir oyana, bir buyana" 'nın. Bitti çok şükür. Yarın Venedik'e gidiyorum. Küçük bir Avrupa turuna çıkıyorum. Sırtımda sırt çantam. Sırt çantasıyla çıkmak zorundayım zaten, çünkü biletlerim ölesine ucuz :) Kimlerle karşılaşacağım, neler yaşayacağım bilmiyorum, ama bu sefer biraz daha olgunlaşmış gideceğim galiba. Bilmem onu da yolda öğreniriz. Ama harman etti beni bu 3 ay. İnsan kazandım, insancıklar kaybettim. Kalbimi kazandığını düşündüklerimi, bu sefer kalbime değmeden dinledim, çünkü kalbin "already, broken" olmuş onlara. Yanlış düşündüm şu hayatta, yanıldım tekrar inanmak istemedim egoistliğimden, ama asla yanlış hissetmedim. Ve şu aralar çok kırgın hissediyorum...
      Ne var biliyor musun? Güzel bir ortama adım atabilmek adına, gelen bir ton belgeyi Aachen Markt'taki Starbucks'ta oturup okuyayım dedim. İçinden imzalanacak bir sürü belge çıktı. Vee canım Esraam, profesyonel bir şirketle anlaştığımı ALGILADIM. Belki bir kez daha algılamış oldum. Ama olanlara bakıyorum da, bu ülke, beni dönüştürüyor. Dönüştüğüm ya da daha da dönüşeceğim karakterim (kim bilir neler yaşayacağım daha, bence şu anki halimi çok kıskanacağım :) Profesyonel hayatım, sosyal hayatımdaki kararlılığımın yansıması. Ben, bana ilham veren şeyleri hissettiğimde, o hislerin güzelliğinin içinde acaba niye ben bunları hissediyorum sadece diye düşünürdüm. Galiba bu süreye takılıp da kendi kişiliğinden, hayallerinden ve de en önemlisi potensiyalinden vazgeçmemek için verdiğin mücadeleyi kutsal kılıyor. O mücadeleyi verirken, böyle hatta daha güzelini yaşayacağım şeyler olacağını bilseydim hayatımda verir miydim o mücadeleyi?      Hayat beni ordan oraya s...
      Çatlicak damarlarım sinirden, beynimin tüm kıvrımları, tüm nöronları sanki ayaklanmış, karşı çıkıyor tüm olan bitene. Olan biten=düşüncelerim. Her zaman hep böyleydiler, her girdiğim işte, her tanıştığım inanda, her kavgamda, hep haklı oluşumda, ....= çözüm olarak yazmayı buldum, ve daha yazarken buldum cevabını, ben bir. kontrol manyağıyım. Herkesi kontrol etmek istiyorum, kontrol edemediklerimden uzaklaşmak istiyorum, ee peki nereye kadar böyle. İş konusu benim için çok ciddi. Bayılıyorum üretmeye. Galiba Almanya o yüzden benim için doğru adres. Peki, hata nerde. Hata kendime çok yüklenmemde, ve de bu Ka-Ka_we'ye de dedikleri gibi, insanları biraz itebiliyor, sanırım aynı şeye ben maruz kaldığımda da aynı tepkileri verirdim, ama, ama , amaa, dinlemek galiba en iyisi, reminder mailleri sana bişi kazandırmadığında...