Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ocak, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
      Diyo ki Sertap, "aşk geç tenimden". Gel be aşk, sen de öldür beni. Senin öldürüşün eminim en tatlısı olacaktır. Nerdeysen gel artık, çook hazırım gibi hissediyorum. Karakterimdeki açıklar kapandı (derslerle), üzüntülerim büyüttü, zor zamanlarda bozulmadı karakterim. Vazgeçmedim kalbimden, kendimden. Eyvallahlı yaşamam ben. Yaşamadım hiçbir zaman da. Yaşayamıyorum biyat ederek. Direnmeyi bıraktığım an, çıplakmışım gibi geliyor. Bütün zayıflıklarım sanki su yüzünde. Ben yüzme bilmem biliyorsunn. O yüzden bilmediğim sulara girmem.
      Kafamda büyütmek istemiyorum, ama hoşlanıyorum kabul etmek zorundayım. Ama ondan mı hoşlanıyorum yoksa benim müdür/güce olan tutkum mu. Bu sefer daha net bakabiliyorum bu ilişkiye; kesinlikle güce sahip olan birisi tarafından sevilmek istiyorum. Ama duygularımı o zaman niye karıştırıyorum. Galiba kadınlığımı da kullanmak istiyorum ki kendimi arzulanmış da hissedeyim.     Peki ne zaman bitçek bu hastalıklı duygular, her iş değiştirdiğimde her erkek yöneticimde aynı şeyleri hissedeceğimden ötürü, galiba bunun için bir psikoloğa görünmeliyim. Çünkü iş konusundaki değerimi biliyorum, müdürümün de insiyatiflerini kullanabileceğimi bildiğimden, bana verdiği tepkileri, benden hoşlanıyormuş duygularına çeviriyorum. Ne kadar acizim di mi.     Güzeel bir kızım, çok da güzelleştim kilo verince farkındayım. Galiba psikoloğa gitmeden önce kendime şunu öğretmem gerekiyor. Ben değerliyim.
      Geçenlerde istemsizce koruduğum biri bana haksızlık yapıyorsun dedi. Neresinde haksızlığım. Evet, berbat bir yılbaşının getirisi ki orda uyanıklık yapmamamın sebebi benim. Gitmek istesem, kimse tutamazdı beni, bilmiyoruz sanki esram. Birinden yalnızlığımın acısını çıkarmam gerekiyordu, en masumu, en bana kıyamayanı şu an etrafımdaki o olduğu için sanırım, ondan çıkardım. Evet haksızım bu konuda. Ama birinin bana haksız olduğumu söylemesi gerekiyordu.      Diğer açıdan bakacak olursak, diğeri yani bir insan bir tuşa basamamayı meşgulum diye bahanelendiriyorsa, buna inanmam. Beni delirten burasıydı zaten. Ayyy galiba, budapeşte beni hasta edip, yataklara düşürmeden geçmicek. şanslıyım maşsılıym diyorum ama bahane. Olcaz galiba her türlü hasta. Neyse yaşayıp görelim.     Önümüzdeki hafta, hayatımın bambaşka bir safhasına giriyorum. Allah'ım utandırmasın inşallah.      Bitti, bu haftalık bu kadar, haftaya bildiririm son durumları....
      Yarın, yeni yılın ilk çalışma haftası başlıyor çoğu avrupalı çalışan için. Benim için de öyle. Yaklaşık 5 aydırki koşuşturmamın, anlamaya çalışmalarımın, sabırlarımın, uykusuzluklarımın, kavgalarımın, umursamamazlıklarımın sonucunun ilk günü. Daha doğrusu, sonucunu almaya başlayacağımın ilk günü. İnsanları yönlendirmem ve en önemlisi de sabırlı bir şekilde yönetmeyi öğrenmem lazım. Hadi bismillah.     Başka başkaaa. Kendime mutluluk kavanozu yapıyorum. Dün izlediğim bir dizide gördüm. Ben epey boşvermişim yaa kendimi, beni ailemdeki herkesten farklı olan vizyonumu epey ötelemişim. O vizyon sayesinde geldim buralara. Nerede olduğumun pek farkında değilmişim gibi geliyor ama, öyle gelmesin. Ben koskoca bir inşaat şirketinin global digital pazarlamasından sorumluyum. Yük ağır geldiği için mi böyle davrandım başta bilmiyorum ama, ya da pek bişi yapılmamış olduğundan mı kendime güvenim arttı da arttı. Onu da yaşayıp görücezz.     Kendine odaklan esram...
      Önümüzdeki pazartesi itibariyle, hayatımın en maratonik sürecine giriyorum. İş hayatım aslında benim ilk defa bu kadar tüm bir markanın digital anlamdan her şeyi yüklendiğim yönleriyle üstümde. İyi olan kısım, benden önce neredeyse hiçbir şey yapılmamış. Ama ben çok şey yapılmış korkusuyla her zamanki gibi özgüvensizliğimi ortaya koyarak biraz kendimi sıkmış olabilirim. onun dışında, kendimi çok hırpalamış, başkalarını gözümde büyütmemin sancısını tekrar yaşamış olabilirim. Yine yine yeniden. Kendime güvenmeyi, bu ülkede daha çok öğreniyorum her gün daha sertçe hissediyorum bu duyguları. İşim konusunda da kendimi ifade edebildiğimde ki onu da hazırlandığım zamanlarda daha net becerebildiğimi gördüm, daha öncesinde osuruktan kendimi kanıtlama çabalarındaymışım, dım.     Peki ne değişti. İnsanların fikirlerini hiç bu kadar sallamadığım bir kafaya sahip olmamıştım. İnsanların kendi içlerinde yenemediği egolarını gördükçe ve birbirlerinin egolarının içinde çır...