Ana içeriğe atla

    Bu aralar 35 yıllık hayatımda belki her zaman planlayıp da ilk defa yapmaya başladığım bir şeyden bahsedeceğim. Kendimi dinlemek. yaptıklarımı yorumlamak ve günlük yaşamda karşılaştığım insanların, olayların bana hissettirdiği şeyleri neden hissediyorum diye durup düşünmeye ve bunlardan dersler çıkarmaya başladım. Ben neden böyle hissettim, ne var altında bu duyguların. O an verdiğim cevapları, yaptığım hataları, doğruları beni geliştirsin diye artık sorgulamaya başladım. Yaşın verdiği olgunluk mudur bilmiyorum, ama güzel oluyormuş böyle. Yani bir "Narsist" olarak, kendime faydalı olacağını düşündüğüm her şeye varım :)

    Başkaaaaa, çok da bişi yok galiba şu sıra. Mutluyum :) Daha da dicek pek bişi yok galiba üstüne. İşle ilgili aklımda sorunlar var ve onların önceki işimdeki gibi bana dert olmasını istemiyorum. Yani stres seviyesini yükseltmek istemiyorum kanımda. Yükselince yiyoyurm giyiyorum :) Onu da yapmak istemiyorum, her ne kadar canım bisikletimi yarın kurmaya geldiklerinde hayatımı tekrar kontrol edebileceğimi düşünsem de :) tadını çıkararak yaşamak istiyorum hayatımın bu yolculuğunu. Kendimi sevmeye başladım yeniden, hayatım berbat bir hale girmişti ta ki bir çin lokantasından verdiğim siparişe promosyon olarak koydukları kurabiyenin içinden çıkan söze tutunana kadar. "Beautiful days are coming" :) Hayal ettiğimden daha da güzelini yaşıyorum. Daha da güzellerini yaşamak dileğiyle, daha çok yolum daha çok hayalim, çekeceğim daha çok fotoğrafım var. Yalnızım bi tek sıkıntım o, ama başkalarının yaptığı o hatayı yapmicam, yalnız olmayayım diye aynı masada tanımadığım insanlarla sevgili/karı-koca rolü yapmayacağım.

    Olduğum yerden, medeni durumumdan gayet mutluyum, karışmasın kimse bana :)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

      Yeniden duyuyorum kuşların sesini, içimdeki yaşama aşkı yeniden yüklendi. Tekrar kendine güvenle yüreyebiliyorum Aachen sokaklarında. Dur şu ilk geldiğim günkü şarkıyı açayım, nasıl güzel.      Sabah ağladım gene. Ama bu seferki satisfactiondan dolayı. Neyin satisfactionı. Tüm çabalarımın. "Bir oyana, bir buyana" 'nın. Bitti çok şükür. Yarın Venedik'e gidiyorum. Küçük bir Avrupa turuna çıkıyorum. Sırtımda sırt çantam. Sırt çantasıyla çıkmak zorundayım zaten, çünkü biletlerim ölesine ucuz :) Kimlerle karşılaşacağım, neler yaşayacağım bilmiyorum, ama bu sefer biraz daha olgunlaşmış gideceğim galiba. Bilmem onu da yolda öğreniriz. Ama harman etti beni bu 3 ay. İnsan kazandım, insancıklar kaybettim. Kalbimi kazandığını düşündüklerimi, bu sefer kalbime değmeden dinledim, çünkü kalbin "already, broken" olmuş onlara. Yanlış düşündüm şu hayatta, yanıldım tekrar inanmak istemedim egoistliğimden, ama asla yanlış hissetmedim. Ve şu aralar çok kırgın hissediyorum...
      Ne var biliyor musun? Güzel bir ortama adım atabilmek adına, gelen bir ton belgeyi Aachen Markt'taki Starbucks'ta oturup okuyayım dedim. İçinden imzalanacak bir sürü belge çıktı. Vee canım Esraam, profesyonel bir şirketle anlaştığımı ALGILADIM. Belki bir kez daha algılamış oldum. Ama olanlara bakıyorum da, bu ülke, beni dönüştürüyor. Dönüştüğüm ya da daha da dönüşeceğim karakterim (kim bilir neler yaşayacağım daha, bence şu anki halimi çok kıskanacağım :) Profesyonel hayatım, sosyal hayatımdaki kararlılığımın yansıması. Ben, bana ilham veren şeyleri hissettiğimde, o hislerin güzelliğinin içinde acaba niye ben bunları hissediyorum sadece diye düşünürdüm. Galiba bu süreye takılıp da kendi kişiliğinden, hayallerinden ve de en önemlisi potensiyalinden vazgeçmemek için verdiğin mücadeleyi kutsal kılıyor. O mücadeleyi verirken, böyle hatta daha güzelini yaşayacağım şeyler olacağını bilseydim hayatımda verir miydim o mücadeleyi?      Hayat beni ordan oraya s...
      Çatlicak damarlarım sinirden, beynimin tüm kıvrımları, tüm nöronları sanki ayaklanmış, karşı çıkıyor tüm olan bitene. Olan biten=düşüncelerim. Her zaman hep böyleydiler, her girdiğim işte, her tanıştığım inanda, her kavgamda, hep haklı oluşumda, ....= çözüm olarak yazmayı buldum, ve daha yazarken buldum cevabını, ben bir. kontrol manyağıyım. Herkesi kontrol etmek istiyorum, kontrol edemediklerimden uzaklaşmak istiyorum, ee peki nereye kadar böyle. İş konusu benim için çok ciddi. Bayılıyorum üretmeye. Galiba Almanya o yüzden benim için doğru adres. Peki, hata nerde. Hata kendime çok yüklenmemde, ve de bu Ka-Ka_we'ye de dedikleri gibi, insanları biraz itebiliyor, sanırım aynı şeye ben maruz kaldığımda da aynı tepkileri verirdim, ama, ama , amaa, dinlemek galiba en iyisi, reminder mailleri sana bişi kazandırmadığında...