Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
    Gel dertleşelim birazcık! Tüm korkuların üstüne gidelim. Tüm stresleri dibine kadar yaşayalım. Her şeyi sonuna kadar hissedelim. Sanırım bir şeyleri anlamam isteniyor, şu yaşadığım süreçten. Düşmenin, düşmüş olmaya inanmaktan daha az hasar bırakabileceğini düşünüyorum. 💭 Mustafa Kemal'in vizyonunu düşünüyorum. Umutsuz insanlar vardır, umutsuz durumlar değil dediği cümlesine öylesine çok tutunmak istiyorum ki umudumu her saniye yenilemek zorunda kalmiim. Bıraksam kendimi, öyle bir ağlicam ki bırakamıyorum. Çünkü o zaman yeniden gücümü yüklenemeyecekmişim gibi geliyor. En güzeli bu durumun, kendinden emin ve istemediğini yapmayacak bir Esra yaratıyorum olması. Gitmek istiyorum diye bağırıp çağırdığım Avrupa'ya şu an öylesine tutunuyorum ki bütün hücrelerim kopmiim diye baskı hissediyor. Değmez Esra, bunu vücuduna yapmaya değmez. Sen yaşa be güzelim, yaşa hayatını iliklerine kadar, nasıl hissediyorsan öyle yaşa. Elinden geleni yap, gerisi senin hayrınadır, ona tutun, inan.
      Yazmak istiyorum dedim, yazmalıyım. Böyle açtım, blogumun adresini tekrar kendime hatırlattım. Zamanımın en düğüm zamanlarından birini yaşıyorum. Nelerini çözdüm ben, bu mu koyar be diye kendimi gazlıyorum her 15 dakikada bir, geri kalan 45 dakika depresyon. Rinald, o kadar eğitimin var niye stres yapıyorsun dedi, daha doğrusu bunu duymak için buluştum ya çocukla, bir de bir erkeğin beni beğendiğini gözlerinde, sesinin tonunda tekrar duyabilmek için. Ya da bilmiyorum, belki de sadece buluşmak için.      Evet, boğum zamanlardan geçiyorum şu an. Diline bile dilimin değil de aklımı ikna edip bir  türlü döndürtememediğim, ama havuçlarını düşününce Ordinaryüs profesör nasıl olunuyormuş ki diye araştırmalar çakan beynim, bambaşka bir yol ayrımında bekliyor şu an. Beklemesinin sebebi, karar vermesi için tanınan zaman lüksü değil tabi ki, sebebi dış faktörler. Satranç tahtasında meşgul şu an kendisi. Her adımım, tam bir kavimler göçü gibi. Ülke değiştiri...