Ana içeriğe atla

 Gel bak nerdeyim anlatayım sana. Sanırım uzun zaman oldu dertleşmeyeli. Öylesine güzel dersler aldım ki iş arama sürecimden ki çok şükür sonunda buldum tabi ki hem de hayallerimin ötesinde bir yer. Yarın, 2. haftama başlıyorum. İnsan olmanın en uç noktalarını yaşıyorum, ama artı-eksi yapınca, mutlaka ve de mutlaka Avrupa ağır basıyor hayatla savaşıma. Ve aslında artık, savaş olarak tanımlamıyorum kendisini. O yüzden, ben artık kaybolduğum zamanların acısını çıkarıyorum. Allah'ım galiba, iyi insanları hep koruyor. Onun ekmeğini yiyiyorum diye düşünüyorum. 🤨  Güzel ama , insanın istese de kötülük yapamaması, yapmaya çalışırken bocalayıp, saçmalaması, sıçması neredeyse.

    Hayatta, insanlar kaça ayrılır bilmiyorum. Ama, 35'imden sonrasında yaşamanın nasıl olduğunu görmemi sağlayan, gözlerimi açan güzelim Allah'ıma teşekkürler, teşekkürleer, çoook çoook teşekkürler. 

    Şu an tam olarak ne yaptığımı söyliim, o zaman netleşir bence hayatımın hangi seviyede oluşu. Saraçhane'de aaa, insanların sürekli eliyle ittirip, bende önyargı oluşturduğu o klasik müziği, Sebahhattin Abi'den aldığımız teypin ilgili frekansında arayıp, dinleyip, uyumaya çalışırken, (bi de en güzel gökyüzü o yatak odasının camından mavi görünüyor) hayallere daldığım onca oncaa zaman sonraaaasında, ben şu anda Almanya'da Dortmund'ta, Tv'de BACH konseri dinliyorum, ileride buna benzer bir evim olmasını hayal ettiğim yerde :) Bunun direk bana ait olan bir evde olmasını dilerim tabi, ama bunlar da zamanla diyelim veee çoook şükürrler dileyelim. Şükürler olsun güsel Allah'ım sanaa.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

      Yeniden duyuyorum kuşların sesini, içimdeki yaşama aşkı yeniden yüklendi. Tekrar kendine güvenle yüreyebiliyorum Aachen sokaklarında. Dur şu ilk geldiğim günkü şarkıyı açayım, nasıl güzel.      Sabah ağladım gene. Ama bu seferki satisfactiondan dolayı. Neyin satisfactionı. Tüm çabalarımın. "Bir oyana, bir buyana" 'nın. Bitti çok şükür. Yarın Venedik'e gidiyorum. Küçük bir Avrupa turuna çıkıyorum. Sırtımda sırt çantam. Sırt çantasıyla çıkmak zorundayım zaten, çünkü biletlerim ölesine ucuz :) Kimlerle karşılaşacağım, neler yaşayacağım bilmiyorum, ama bu sefer biraz daha olgunlaşmış gideceğim galiba. Bilmem onu da yolda öğreniriz. Ama harman etti beni bu 3 ay. İnsan kazandım, insancıklar kaybettim. Kalbimi kazandığını düşündüklerimi, bu sefer kalbime değmeden dinledim, çünkü kalbin "already, broken" olmuş onlara. Yanlış düşündüm şu hayatta, yanıldım tekrar inanmak istemedim egoistliğimden, ama asla yanlış hissetmedim. Ve şu aralar çok kırgın hissediyorum...
      Ne var biliyor musun? Güzel bir ortama adım atabilmek adına, gelen bir ton belgeyi Aachen Markt'taki Starbucks'ta oturup okuyayım dedim. İçinden imzalanacak bir sürü belge çıktı. Vee canım Esraam, profesyonel bir şirketle anlaştığımı ALGILADIM. Belki bir kez daha algılamış oldum. Ama olanlara bakıyorum da, bu ülke, beni dönüştürüyor. Dönüştüğüm ya da daha da dönüşeceğim karakterim (kim bilir neler yaşayacağım daha, bence şu anki halimi çok kıskanacağım :) Profesyonel hayatım, sosyal hayatımdaki kararlılığımın yansıması. Ben, bana ilham veren şeyleri hissettiğimde, o hislerin güzelliğinin içinde acaba niye ben bunları hissediyorum sadece diye düşünürdüm. Galiba bu süreye takılıp da kendi kişiliğinden, hayallerinden ve de en önemlisi potensiyalinden vazgeçmemek için verdiğin mücadeleyi kutsal kılıyor. O mücadeleyi verirken, böyle hatta daha güzelini yaşayacağım şeyler olacağını bilseydim hayatımda verir miydim o mücadeleyi?      Hayat beni ordan oraya s...
      Çatlicak damarlarım sinirden, beynimin tüm kıvrımları, tüm nöronları sanki ayaklanmış, karşı çıkıyor tüm olan bitene. Olan biten=düşüncelerim. Her zaman hep böyleydiler, her girdiğim işte, her tanıştığım inanda, her kavgamda, hep haklı oluşumda, ....= çözüm olarak yazmayı buldum, ve daha yazarken buldum cevabını, ben bir. kontrol manyağıyım. Herkesi kontrol etmek istiyorum, kontrol edemediklerimden uzaklaşmak istiyorum, ee peki nereye kadar böyle. İş konusu benim için çok ciddi. Bayılıyorum üretmeye. Galiba Almanya o yüzden benim için doğru adres. Peki, hata nerde. Hata kendime çok yüklenmemde, ve de bu Ka-Ka_we'ye de dedikleri gibi, insanları biraz itebiliyor, sanırım aynı şeye ben maruz kaldığımda da aynı tepkileri verirdim, ama, ama , amaa, dinlemek galiba en iyisi, reminder mailleri sana bişi kazandırmadığında...