Ana içeriğe atla

 Eveet, gelelim işin özetine. Az önce günlüğüme yazarken fark ettim, ona da ilk cümlelerim nasıl geçtiğini anlamadığım 2024'ün Eylül'ün ortasının 2025 günlüğüne not düşmemi. Ne düşüşler yaşadım amaa. Güzel düştüm. Kim dedi, herkes bir şey dedi biliyorum ama fail, next fail better diyorlardı ya, ben hangi boyutunu yaşadım bu seneki failin bilmiyorum, ama sınırlarımı da better zorladığım bir yoldu benim için. Şimdi gözüm kapalım ne savaşlara giriyorum bir bilsen. Gel biraz şu anımı özetleyelim:


    İş: Çok şükür diyorum, güzel Allah'ım sesimi öylesine derinden duymuş ki hala yalnız değilim belli. Sevdiğin işi yapmıyorsan, yazık zamanına diyorum gene.

    Aşk: Arnavutlar bizim için parayla getirdiğimiz gelinlerimizdi, Arnavut birinden etkileneceğim hiç aklıma gelmezdi. Etkilenmemek mümkün değil ki, çocuk deli gibi peşimden koşturuyor. Peşimden mi yoksa o da benim gibi yalnız ve güzel vakit geçirecek birisini mi arıyor bilmiyorum ama gösterdiği ilgi beni çok etkiliyor. Tabi ki aşk diyemem, ama heyecan diyebilirim. Güzel naz yapıyorum.

    Neler oluyor başkam: İlk başlarda, herkesi Timo'ya benzetiyordum. Alıştığımdan ya da özlediğinden, ne dersen de, ama arada aklıma gelmiyor değil. Gelince de hissettiğin ne dersen: 0-1 arasında bir oranda bu dünyada, hatta aynı ülkede olduğumuzun hissiyatı. Geçen de bunu duydum: "Eğer sevdiğim birine karşı, konuşmayı öğrendiğin zaman büyüyormuşsun etc."

Evet büyüdüm, öyle acılı büyüttü ki 2024 beni, kültür karmaşası içinde hayal kırıklıkları, ayağa kalkmalar, inanıp, tekrar sil baştan başlayıp tekrar düşmeler. Hayat da tam böyle değil miydi? Herkes aynı şeyi söylemiyor mu: Mücadele değil mi bu hayatın sırrı?

    İşte ben de sınırlarımı tam olarak ona karşı zorlamadım mı, zorlamıyorum mu?

    İşte ben de o yüzden vazgeçmemeyi öğretmedim mi tüm hücrelerime?

    İşte ben de tam o yüzden, düşüp düşüp Allah yanımda, şükret ve devam et demedim mi?

Yolu yarıladığımı düşünecek olursak, yaklaşık 37-17=20 yıldır kendi kararlarımı kendim verebildiğimi düşünecek olursak, 20 yılda geldiğim noktayı, güzel gelmişim be. Asıl hayatım Boğaziçi'nin kazanmakla başladı dersek de, yaklaşık 15 yıldır bu dünyayı anlamaya çalışıyorum. Galiba bu hesaplamalarım şunu hissettirdi bana şu an > zamanı kaçırmak istemiyorum. 

    Zamanı kaçırmak istemediğimden dolayı, sürekli planlar yapıyorum, gel biraz da onlardan konuşalım:


   - Gezi rotam

   - Araba kursum & arabam

şu an hayatımda kendim için yapıyor olduğum değişiklikler.

Next:

    - Almanca kursu

    - Master başvuruları

    

Next next:

    - Oturum olayları, papier work

    - e-Pasaport

    - Evim


Hani nerde yardım kuruluşu çalışmaların? Bunlara da başlaman gerekiyor biliyorsun değil mi?


Biliyoruummmm...


Kendimi eğittiğimi düşünüyorum bu arada, içimdeki fesatlığı, özgüvensizliği, kıskançlığı, aşağılanmanın yarattığı tüm enkazları tek tek kaldırıyorum, devam eden bir süreç tabi ki. Ama daha iyi hissediyorum. Almanya iyi geldi sanırım bana. Karşındaki insan yerine koymanın ne kadar değerli olduğunu, insan yerine konulmanın ne kadar değerli hissettirdiğini anladım. Çok şükür ki bana değersiz hissettirenler gibi kaybolmadan bulabildim kendimi. Ne güzel yazmışım bee. Maşallah.

Başkaaaa, başkasını yaşayıp görücessss. Hayırlarla, Allah'ım utandırmadan yaşarıss inşallah, şükürler olsun..





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

      Yeniden duyuyorum kuşların sesini, içimdeki yaşama aşkı yeniden yüklendi. Tekrar kendine güvenle yüreyebiliyorum Aachen sokaklarında. Dur şu ilk geldiğim günkü şarkıyı açayım, nasıl güzel.      Sabah ağladım gene. Ama bu seferki satisfactiondan dolayı. Neyin satisfactionı. Tüm çabalarımın. "Bir oyana, bir buyana" 'nın. Bitti çok şükür. Yarın Venedik'e gidiyorum. Küçük bir Avrupa turuna çıkıyorum. Sırtımda sırt çantam. Sırt çantasıyla çıkmak zorundayım zaten, çünkü biletlerim ölesine ucuz :) Kimlerle karşılaşacağım, neler yaşayacağım bilmiyorum, ama bu sefer biraz daha olgunlaşmış gideceğim galiba. Bilmem onu da yolda öğreniriz. Ama harman etti beni bu 3 ay. İnsan kazandım, insancıklar kaybettim. Kalbimi kazandığını düşündüklerimi, bu sefer kalbime değmeden dinledim, çünkü kalbin "already, broken" olmuş onlara. Yanlış düşündüm şu hayatta, yanıldım tekrar inanmak istemedim egoistliğimden, ama asla yanlış hissetmedim. Ve şu aralar çok kırgın hissediyorum...
      Ne var biliyor musun? Güzel bir ortama adım atabilmek adına, gelen bir ton belgeyi Aachen Markt'taki Starbucks'ta oturup okuyayım dedim. İçinden imzalanacak bir sürü belge çıktı. Vee canım Esraam, profesyonel bir şirketle anlaştığımı ALGILADIM. Belki bir kez daha algılamış oldum. Ama olanlara bakıyorum da, bu ülke, beni dönüştürüyor. Dönüştüğüm ya da daha da dönüşeceğim karakterim (kim bilir neler yaşayacağım daha, bence şu anki halimi çok kıskanacağım :) Profesyonel hayatım, sosyal hayatımdaki kararlılığımın yansıması. Ben, bana ilham veren şeyleri hissettiğimde, o hislerin güzelliğinin içinde acaba niye ben bunları hissediyorum sadece diye düşünürdüm. Galiba bu süreye takılıp da kendi kişiliğinden, hayallerinden ve de en önemlisi potensiyalinden vazgeçmemek için verdiğin mücadeleyi kutsal kılıyor. O mücadeleyi verirken, böyle hatta daha güzelini yaşayacağım şeyler olacağını bilseydim hayatımda verir miydim o mücadeleyi?      Hayat beni ordan oraya s...
      Çatlicak damarlarım sinirden, beynimin tüm kıvrımları, tüm nöronları sanki ayaklanmış, karşı çıkıyor tüm olan bitene. Olan biten=düşüncelerim. Her zaman hep böyleydiler, her girdiğim işte, her tanıştığım inanda, her kavgamda, hep haklı oluşumda, ....= çözüm olarak yazmayı buldum, ve daha yazarken buldum cevabını, ben bir. kontrol manyağıyım. Herkesi kontrol etmek istiyorum, kontrol edemediklerimden uzaklaşmak istiyorum, ee peki nereye kadar böyle. İş konusu benim için çok ciddi. Bayılıyorum üretmeye. Galiba Almanya o yüzden benim için doğru adres. Peki, hata nerde. Hata kendime çok yüklenmemde, ve de bu Ka-Ka_we'ye de dedikleri gibi, insanları biraz itebiliyor, sanırım aynı şeye ben maruz kaldığımda da aynı tepkileri verirdim, ama, ama , amaa, dinlemek galiba en iyisi, reminder mailleri sana bişi kazandırmadığında...