Ne yaşıyorum bilmiyorum. Yerde miyim gökte miyim onu da tam idrak edemiyorum. Yaşıyorum öyle dümdüz. Ne hissediyorum, öğrendikçe, gezip eğlendikçe mutlu oluyorum. Almanya, kendisine borcum olan bir ülke. Güzel ülkem de aynı şekilde. Ama Teksas'a çevirmiş durumdalar güzelim ülkemi. Korkuyor muyum? Asla. Kimseye bırakacak ülkem yok benim. Almanya'da yaşıyor olmamım sebebi, istediğim zaman istediğim yere gidebilecek olabilme özgürlüğü. Bir de insana verilen değerden ziyade, liyakete verilen önem. Güzel Allah'ım bana en çok da bunu verdiği için ona sonsuzca şükürrler ediyorum. Ve bu sayede kendimi geliştirebiliyorum.
Bugün kendime çok şaşırdım. Yani psikolojik olarak ne kadar geliştiğimi gördüğüm için. Akıllı akıllı konuşuyorsun demişti ablam, vallahi öyle. Eğer çıkmasaydım, özellikle vize zamanı yaşadığım cehennemden büyük ihtimalle tüm hesabı yine ve yine kendime kesecektim. Onlardan uzak olmak tabi ki işe yaradı, ama en önemlisi de kendimi bulma sürecinde yaşadıklarım. Ne güzel günlerim, ne sancıl günlerim ve de acılı günlerim oldu be. Güzel acıdı ama.
Dün bisikletten düştüm. Ama çok güzel düştüm. Ama en çok da kalkış hızıma şaşırdım. Sosyal bakışları, içimde yönetebilme hızıma şaştım. Büyüyorum evet, hem de deli gibi. Ama büyümek, yaşamda karşılaştığın her insanda, her olayda bakışının derinleştiğini anladığın zaman oluyormuş. Şimdiye kadar böyle bir algım yoktu evet, ama şimdi fark ettiğim şu: Boşa değilmiş yaşadıklarım, hissettiklerim, bugüne hazırlamış hepsi beni. Ve şimdi ben bambaşka bir versiyonuma update oluyorum sanki: Kendisi 37 yaş means düşmelerin en hızlı olması olması gereken. Çok da şey yapmadığım, hayatın anından tat aldığım, karşımdakini anlayabildiğim, yormadığım ve de ben de insanım dediğim zamanlara evriliyorum. İçimdeki SAVAŞÇI söz dinlemiyor, galiba en çok da onu seviyorum içimdeki tüm duygulardan.
Yorumlar
Yorum Gönder