Takıl esram ya, takıl. Takıl demek kolay, çok kolay hem de, ama gel sen onu benim iş ahlakıma anlat. Başkalarına bağımlı olduğum her işte kaybettim. Hiçbiri benim kadar savaşçı olmadı. Şu anki şirketimde yaşadığım ise, en topu. Hayatım boyunca bu kadar boş olup da bu kadar dolu olduğunu gösteren insanlara bağımlı çalışmak zorunda kalmamıştım. Hadi yöneticileri belki yönetebilir dedim, ama baktım yöneticileri onlardan beter. Tam bir KORKAK. büyük harflerle yazayım dedim, belki kafam alır. Yönetilemediklerini gördüğümde delirince, kendi kurallarımı koyunca bu sefer de ben suçlandım, hem de yazılı suçlandım. Hayatım boyunca kabul edemeyeceğim, etmeyeceğim bir kağıda imza attım, hem de okumadan. Sırf mecburiyetlerim var diye.
HAKSIZLIKKK. Hayatımda 2. defa yaşıyorum galiba böyle düşüşü. Sanırım 3. Bir tane sevgilim vardı, bana yaptıklarından sonra, ailemin bazı üyeleriyle hiçbir şey olmamış gibi yaşaması ve de o ailemin üyelerinin de onunla hayatlarına kaldıkları yerden devam etmelerine şok olmuştum. Kendimi o zaman değersiz hissettimştim. Sanmıştım ki onunla olmak bana değer getiriyormuş. Evet, ben onunlayken değerli hissetmiştim. Doğru. Özgür abinin dediği gibi kendi değerimi arıyorum ben 38 yıldır. Ailem beni kontrol etmeye çalışmış, dün öğrendim. Egoları öyle görünür ki böyle anlamlandırmamıştım ama zaten biliyordum. DİRENDİM, DİRENDİM ve de DİRENDİM. Ben hep direndim. Şu anda da direniyorum.
Bir de ne var biliyor musun? Başka bir psikolog da diyor ki değersizlikle büyütülmüş çocuklar, (benim suçum değildi ki değersizleştirilmek, ben çocuktum ve değerli hissetmeye ihtiyaçla büyüdüm, vermeyenler utansın, ben niye utanıyorum, peki haklı mıyım suçlamakta? Haklıyım tabi, ama bana öyle davrananlara, şimdi ayaklarım yere basıyorken aynı davranmak da benim suçum değil.) İntikam mı alıyorum, evett. Almalım mıyım? Affetmeli miyim onları? Bence ben, hak etmeyenle konuşmamalıyım bile kendi değerlerim hakkında. ANLAMAYACAKLAR beni.
Ablam çok komik ama, Hülyam ablam da öyle. Kafayı yavaştan yediğimi gördüklerinde, anladıklar ki yalnız bırakmayalım. Çok tatlı çabaları.
39 yaşıma giriyorum önümüzdeki hafta. 38 yaşımda oluyorum yaa diyorum herkese. Neden korkuyorum 40'tan. 40 yılll, koskaca 40 yıl. Ne yaptın anlamlı Esram, ne kaldı aklında. Dur yaa daha 40 olmaya dolu dolu 2 koca sene var, yıllık, günlük hatta saatlik planlarım var benim. sanırım farkına şu an varıyorum. Hiçbiri benimle alakalı değil. Benimle, yani ipiçimle alakalı kısımlar için aksiyon almadım henüz. Ehh bu da bana yeni yaşıma ödev olsun.
Sakin kalmakkk, iletişim kurmak, ben olmakla mı başlıyor yoksa ben olunca mı tüm -mek/maklar olacak. Bilmiyorummm ki. Ama neyden eminim, hala kırıldığım noktalar var, çok çatlaklar, belki daha çok ışık girsin diye kırmaya devam ediyorlardır, ve ben bunu ağlamaktan başka bir sonuçla anlamıyorumdur. Yazmak iyi geldi. Çünkü, bir şeyler anlattı boğazımda düğümlenen tümm duygular, sen kırılmamayı öğrendiğin zaman, yaşının 40'a yaklaşmış olduğunu hissedeceksin ve de korkmayacaksın. Ne güzel 40 yıldı ben diceksin :)
Sevgiler,
Esram'a
Yorumlar
Yorum Gönder