Ana içeriğe atla

     Ben ne yapsam, ne etsem bilemiyorum. Derken, bir plan yaptım kendime, çıktı alıp bir yerlere de assam mı acaba?

    Onun dışında, iyiyim ya. Dün bütün günümü R ile geçirdim, köln'de. Her şey harika başladı, yani her zamanki gibi başlıyor. Ama sonrasında, onun kolundayken başka kızlara bakarken yakalıyorum. Ve öylesine soğuyorum ki anlatamam. Peki ne bekliyorum bu ilişkiden, buna karar vermeliyim sanırım. Ki acımasın canım. Vazgeçeceksem de vazgeçmeliyim sevgililik beklemekten. Ama bir erkeğin enerjisini hissediyorum onda. Galiba bundan vazgeçmeliyim. Ama bana net olarak açıklıyor, ben başka birini arıyorum diyor. Ben başka birini arıyorum, Esrayı değil, Seni değil Esram.... Seni istese, bunu sana söyleyebilir mi? Söyler mi? Galiba alışıyorum onu buraya koymaya, ama duygudan da kopmak istemiyorum. Çok güzel bakıyor yaa. Kendi kaybeder ne diyeyim. Sen gülüm Esram, çok bağlanmamaya bak. Gelirse sana da, garantisiz, belirsiz her şeyin seni daha çok acıtacağını, değersizleştireceğini unutma. Ve sen gülüm Esram, çok değerlisin.

    İkinci konum. İş hayatımdaki dışlanmam. Ellerim gerildi, nefesim yükseldi bunları yazarken. Beynime kan sıçrıyormuş gibi oluyor. Neden?

    - Büyük ihtimalle, ne hissettiğimi küçüklüğümden beri söylediğim için direk (ki bu tramva tepkisiymiş, neden acaba insanlara fazla mı geliyor acaba yaşadıkları, ki ben doğrucu davutluğumla anılıyorum, belki yaşadığım milyonlarca tramvadan biri değildir bu), bilemiyorum ki neden bana öyle davranıyorlar :) Çalıştırmaya zorladığım için olabilir, çalışmasınlar da göreyim :)

- Yeni başlayan bir arkadaşın egoistliği canımı çok sıkıyor, türk olmasa kendisi hiç sallamicam da, köklerime saygım var. Ama çok şey öğreniyorum ondan. çok benzeyen yanım var çünkü. mesafeli dur, unutma SAĞLIKLI SINIRLAR çiziyorsun bundan sonra.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

      Yeniden duyuyorum kuşların sesini, içimdeki yaşama aşkı yeniden yüklendi. Tekrar kendine güvenle yüreyebiliyorum Aachen sokaklarında. Dur şu ilk geldiğim günkü şarkıyı açayım, nasıl güzel.      Sabah ağladım gene. Ama bu seferki satisfactiondan dolayı. Neyin satisfactionı. Tüm çabalarımın. "Bir oyana, bir buyana" 'nın. Bitti çok şükür. Yarın Venedik'e gidiyorum. Küçük bir Avrupa turuna çıkıyorum. Sırtımda sırt çantam. Sırt çantasıyla çıkmak zorundayım zaten, çünkü biletlerim ölesine ucuz :) Kimlerle karşılaşacağım, neler yaşayacağım bilmiyorum, ama bu sefer biraz daha olgunlaşmış gideceğim galiba. Bilmem onu da yolda öğreniriz. Ama harman etti beni bu 3 ay. İnsan kazandım, insancıklar kaybettim. Kalbimi kazandığını düşündüklerimi, bu sefer kalbime değmeden dinledim, çünkü kalbin "already, broken" olmuş onlara. Yanlış düşündüm şu hayatta, yanıldım tekrar inanmak istemedim egoistliğimden, ama asla yanlış hissetmedim. Ve şu aralar çok kırgın hissediyorum...
      Ne var biliyor musun? Güzel bir ortama adım atabilmek adına, gelen bir ton belgeyi Aachen Markt'taki Starbucks'ta oturup okuyayım dedim. İçinden imzalanacak bir sürü belge çıktı. Vee canım Esraam, profesyonel bir şirketle anlaştığımı ALGILADIM. Belki bir kez daha algılamış oldum. Ama olanlara bakıyorum da, bu ülke, beni dönüştürüyor. Dönüştüğüm ya da daha da dönüşeceğim karakterim (kim bilir neler yaşayacağım daha, bence şu anki halimi çok kıskanacağım :) Profesyonel hayatım, sosyal hayatımdaki kararlılığımın yansıması. Ben, bana ilham veren şeyleri hissettiğimde, o hislerin güzelliğinin içinde acaba niye ben bunları hissediyorum sadece diye düşünürdüm. Galiba bu süreye takılıp da kendi kişiliğinden, hayallerinden ve de en önemlisi potensiyalinden vazgeçmemek için verdiğin mücadeleyi kutsal kılıyor. O mücadeleyi verirken, böyle hatta daha güzelini yaşayacağım şeyler olacağını bilseydim hayatımda verir miydim o mücadeleyi?      Hayat beni ordan oraya s...
      Çatlicak damarlarım sinirden, beynimin tüm kıvrımları, tüm nöronları sanki ayaklanmış, karşı çıkıyor tüm olan bitene. Olan biten=düşüncelerim. Her zaman hep böyleydiler, her girdiğim işte, her tanıştığım inanda, her kavgamda, hep haklı oluşumda, ....= çözüm olarak yazmayı buldum, ve daha yazarken buldum cevabını, ben bir. kontrol manyağıyım. Herkesi kontrol etmek istiyorum, kontrol edemediklerimden uzaklaşmak istiyorum, ee peki nereye kadar böyle. İş konusu benim için çok ciddi. Bayılıyorum üretmeye. Galiba Almanya o yüzden benim için doğru adres. Peki, hata nerde. Hata kendime çok yüklenmemde, ve de bu Ka-Ka_we'ye de dedikleri gibi, insanları biraz itebiliyor, sanırım aynı şeye ben maruz kaldığımda da aynı tepkileri verirdim, ama, ama , amaa, dinlemek galiba en iyisi, reminder mailleri sana bişi kazandırmadığında...