Ana içeriğe atla

     akşamdan neler kaldı benimle. R ile aramızdakini netleştirmeye başladık. Flört, ama geleceği olmayan bir flört. Bizi bir sonraki gelene kadar boşta kalmayalım diye, birbirimize destek oluşumuz. Düşme daha fazla ilgi için. Hayatımda kalsın istiyor muyum? Rol mü yapıyorum onunlayken birlikte? Küçümsüyor muyum onu? İlgisi mi önemli benim için sadece? Bana ilgi göstermediği zamanlar, ya da benim yanımdayken başkasına baktığı zamanlarda bok gibi hissediyorum. Ve yine onu, sadece benim olsun isteidğim için istiyorum. Ama peki sonra? Bir gelecek düşünüyor muyum onunla? Düşünmeme gerek var mı ki? Ben onun bir gelecek düşündüğünü düşünmüyorum benimle. Peki nerede durucaz, nasıl davranıcaz birbirimize. Nasıl yapmalı? Nasıl olacak, ama bu ilgi açlığını bu çocuğun sana olan ilgisini SÖMÜREREK dolduramazsın. Sen Esra olarak saygı duymayı öğren yine, kontrol etme manyaklığından da kurtul. Öğren Esra, iletişimini geliştirmeyi öğren, sosyal hayatına da zarar veriyor artık. Akıllı ol!! Duygusalım ama ben çok, dürüstsüzlük gibi geliyor bana. Sen sen ol gene Esram, ama akıllı ol yine. Güven kendine, sakin ol sadece.

    onun dışında ne istiyorum peki? Boğaziçi yıllarım geliyor aklıma, geçen gün internet sitesine baktım, Ne kadar çok şey varmış yapabileceğim. Ve hepsini kaçırdım. Ah o kulüplerde daha etkin olabileydim, bak bunu söylerken bile bir şeyler durduruyor beni. Yine aynı hataları mı yapacaksın gülüm? Durdurmasına izin verme o yalnızlığın seni. Katıl hayata, eleştirsinler bırak, sen seni sevmiyor musun? Hem dee çook. Ama törpüle azcık kendini, lütfeeennnn. Peki ne yapmalıyım, mesela her sabah aynaya bakarak şunları söyle:


    - Ben iyi bir insanım

    - Ben sosyal bir insanım

    - Ben insanların bana olan değerini, gören ve bilen bir insanım

    - Ben kendine güvenen bir insanım.

    - Ben iletişime açık bir insanım

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

      Yeniden duyuyorum kuşların sesini, içimdeki yaşama aşkı yeniden yüklendi. Tekrar kendine güvenle yüreyebiliyorum Aachen sokaklarında. Dur şu ilk geldiğim günkü şarkıyı açayım, nasıl güzel.      Sabah ağladım gene. Ama bu seferki satisfactiondan dolayı. Neyin satisfactionı. Tüm çabalarımın. "Bir oyana, bir buyana" 'nın. Bitti çok şükür. Yarın Venedik'e gidiyorum. Küçük bir Avrupa turuna çıkıyorum. Sırtımda sırt çantam. Sırt çantasıyla çıkmak zorundayım zaten, çünkü biletlerim ölesine ucuz :) Kimlerle karşılaşacağım, neler yaşayacağım bilmiyorum, ama bu sefer biraz daha olgunlaşmış gideceğim galiba. Bilmem onu da yolda öğreniriz. Ama harman etti beni bu 3 ay. İnsan kazandım, insancıklar kaybettim. Kalbimi kazandığını düşündüklerimi, bu sefer kalbime değmeden dinledim, çünkü kalbin "already, broken" olmuş onlara. Yanlış düşündüm şu hayatta, yanıldım tekrar inanmak istemedim egoistliğimden, ama asla yanlış hissetmedim. Ve şu aralar çok kırgın hissediyorum...
      Ne var biliyor musun? Güzel bir ortama adım atabilmek adına, gelen bir ton belgeyi Aachen Markt'taki Starbucks'ta oturup okuyayım dedim. İçinden imzalanacak bir sürü belge çıktı. Vee canım Esraam, profesyonel bir şirketle anlaştığımı ALGILADIM. Belki bir kez daha algılamış oldum. Ama olanlara bakıyorum da, bu ülke, beni dönüştürüyor. Dönüştüğüm ya da daha da dönüşeceğim karakterim (kim bilir neler yaşayacağım daha, bence şu anki halimi çok kıskanacağım :) Profesyonel hayatım, sosyal hayatımdaki kararlılığımın yansıması. Ben, bana ilham veren şeyleri hissettiğimde, o hislerin güzelliğinin içinde acaba niye ben bunları hissediyorum sadece diye düşünürdüm. Galiba bu süreye takılıp da kendi kişiliğinden, hayallerinden ve de en önemlisi potensiyalinden vazgeçmemek için verdiğin mücadeleyi kutsal kılıyor. O mücadeleyi verirken, böyle hatta daha güzelini yaşayacağım şeyler olacağını bilseydim hayatımda verir miydim o mücadeleyi?      Hayat beni ordan oraya s...
      Çatlicak damarlarım sinirden, beynimin tüm kıvrımları, tüm nöronları sanki ayaklanmış, karşı çıkıyor tüm olan bitene. Olan biten=düşüncelerim. Her zaman hep böyleydiler, her girdiğim işte, her tanıştığım inanda, her kavgamda, hep haklı oluşumda, ....= çözüm olarak yazmayı buldum, ve daha yazarken buldum cevabını, ben bir. kontrol manyağıyım. Herkesi kontrol etmek istiyorum, kontrol edemediklerimden uzaklaşmak istiyorum, ee peki nereye kadar böyle. İş konusu benim için çok ciddi. Bayılıyorum üretmeye. Galiba Almanya o yüzden benim için doğru adres. Peki, hata nerde. Hata kendime çok yüklenmemde, ve de bu Ka-Ka_we'ye de dedikleri gibi, insanları biraz itebiliyor, sanırım aynı şeye ben maruz kaldığımda da aynı tepkileri verirdim, ama, ama , amaa, dinlemek galiba en iyisi, reminder mailleri sana bişi kazandırmadığında...