Ana içeriğe atla

 "Birine güvendiğin tam o an düşersin inşallah yerlere", diyor Rıza abi. 

    Aachen'dayım, bu duyguyu bana, son zamanlarda en son yaşatan insan olarak T geliyor aklıma. Ama ne güzel düşmüştüm be, ne güzel de kaldırmadı beni. Ne çok güvenmiştim oysa ki. Ne güzel öğretti, güvenmemem gerektiğini. İçim o saatten sonra bir soğumaya başladı, bir soğudu bir soğudu ki, gülmelerle örttüm üstünü. 

    Hala gülüyorum. Canımın acısını hafifletiyormuşum. Ciddiye almalarım azaldı hayatı. Ölüümmm. Hiç bu kadar hissetirmedi ruhumda da kendini şu zamanlarda hissettirdiği kadar. Ölcek miyim acaba. Ya da benim salak salak yapınmalarım mı? Nedir bilemem ama, ruhum yaralı hissediyorum. Bir de adet olcam, çok sinirliyim :(

    Hormonlarım bok gibi çalışıyor. Çok tehlikeliler yani. Tehlikesi, çocuk istememde. Sanırım, yok dünyanın şusu busu hep bahaneymiş, ben çocuk istiyorum ya. Tabi, onu İslami şartlara uygun şekilde yapabilmek için bir adama ihtiyacım var. 

    Her gün sosyal medyada,  psikolojimle alakalı tramvatik bir çocukluk geçirdiğime dair yeni bilgiler öğreniyorum. Ve ne yazık ki hepsi gün yüzene yeni çıkan durumlardan dolayı, bunların hepsini matchliyorum. Ve ben aslında özgüvensizim, ben aslında değersizim, etclar havada uçuşuyor. Ve daha kötüsü, bana değer veren insanlardan çıkarıyorum bunları. Onlara değersiz hissettirerek. Ve planlıyorum bunları kaç gün önceden, nasıl davranmak gerektiğine dair taktikler geliştiriyorum. Çözüm:

    Çözümü de buldum aslında, ama hormonlarımdan kaynaklandığına inandığım biyolojik sebeplerden dolayı kontrol edemiyorum, onun için de uzaklaşmak gibi bir çözüm bulmam lazım. Biliyorum, beynim benimle geliyor, ama çözcek inşallah onu da, çözüm diyorduk:

    1. Hayattan zevk almaya bak

2. Başkalarına Tanrı gibi tapma, söyledikleri şeylerin yarısı yalan, ya da bilgileri kadar

3. Saygı duyacağın insanları filtrele

4. Saygı duymaya değmediğini düşündüğün insanlarla arana mesafa koy, hormonların konuşabiliyor çünkü çoğu zaman onlarla.

5.Değerli olduğunu önce kendin kabul et, ve yaptıklarının en çok senin işine yarayıp yaramadığını düşün.


:)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

      Yeniden duyuyorum kuşların sesini, içimdeki yaşama aşkı yeniden yüklendi. Tekrar kendine güvenle yüreyebiliyorum Aachen sokaklarında. Dur şu ilk geldiğim günkü şarkıyı açayım, nasıl güzel.      Sabah ağladım gene. Ama bu seferki satisfactiondan dolayı. Neyin satisfactionı. Tüm çabalarımın. "Bir oyana, bir buyana" 'nın. Bitti çok şükür. Yarın Venedik'e gidiyorum. Küçük bir Avrupa turuna çıkıyorum. Sırtımda sırt çantam. Sırt çantasıyla çıkmak zorundayım zaten, çünkü biletlerim ölesine ucuz :) Kimlerle karşılaşacağım, neler yaşayacağım bilmiyorum, ama bu sefer biraz daha olgunlaşmış gideceğim galiba. Bilmem onu da yolda öğreniriz. Ama harman etti beni bu 3 ay. İnsan kazandım, insancıklar kaybettim. Kalbimi kazandığını düşündüklerimi, bu sefer kalbime değmeden dinledim, çünkü kalbin "already, broken" olmuş onlara. Yanlış düşündüm şu hayatta, yanıldım tekrar inanmak istemedim egoistliğimden, ama asla yanlış hissetmedim. Ve şu aralar çok kırgın hissediyorum...
      Ne var biliyor musun? Güzel bir ortama adım atabilmek adına, gelen bir ton belgeyi Aachen Markt'taki Starbucks'ta oturup okuyayım dedim. İçinden imzalanacak bir sürü belge çıktı. Vee canım Esraam, profesyonel bir şirketle anlaştığımı ALGILADIM. Belki bir kez daha algılamış oldum. Ama olanlara bakıyorum da, bu ülke, beni dönüştürüyor. Dönüştüğüm ya da daha da dönüşeceğim karakterim (kim bilir neler yaşayacağım daha, bence şu anki halimi çok kıskanacağım :) Profesyonel hayatım, sosyal hayatımdaki kararlılığımın yansıması. Ben, bana ilham veren şeyleri hissettiğimde, o hislerin güzelliğinin içinde acaba niye ben bunları hissediyorum sadece diye düşünürdüm. Galiba bu süreye takılıp da kendi kişiliğinden, hayallerinden ve de en önemlisi potensiyalinden vazgeçmemek için verdiğin mücadeleyi kutsal kılıyor. O mücadeleyi verirken, böyle hatta daha güzelini yaşayacağım şeyler olacağını bilseydim hayatımda verir miydim o mücadeleyi?      Hayat beni ordan oraya s...
      Çatlicak damarlarım sinirden, beynimin tüm kıvrımları, tüm nöronları sanki ayaklanmış, karşı çıkıyor tüm olan bitene. Olan biten=düşüncelerim. Her zaman hep böyleydiler, her girdiğim işte, her tanıştığım inanda, her kavgamda, hep haklı oluşumda, ....= çözüm olarak yazmayı buldum, ve daha yazarken buldum cevabını, ben bir. kontrol manyağıyım. Herkesi kontrol etmek istiyorum, kontrol edemediklerimden uzaklaşmak istiyorum, ee peki nereye kadar böyle. İş konusu benim için çok ciddi. Bayılıyorum üretmeye. Galiba Almanya o yüzden benim için doğru adres. Peki, hata nerde. Hata kendime çok yüklenmemde, ve de bu Ka-Ka_we'ye de dedikleri gibi, insanları biraz itebiliyor, sanırım aynı şeye ben maruz kaldığımda da aynı tepkileri verirdim, ama, ama , amaa, dinlemek galiba en iyisi, reminder mailleri sana bişi kazandırmadığında...