O kadar doluyum ki şairin dediği gibi yazmasam deliricem. Saçma sapan, kuramlar bağlamlar üretiyor beynim. Hiçbiri de biririne bağlanmıyor sonunda. Kayboluyorum düşüncelerimde, nasıl bağlandım gene ben, nasıl düştüm böylesine bir çakalın tuzağına. Halamda yaşamadığımın aynısı, ihtiyacım var konuşmaya, beni dinlediğini düşünürken, Allah'ım beni öyle güzel uyandırdı ki yavrum al sana gerçek yüzü dedi. Salak salak inanma buna. Peki Allah'ıma bir sorum var: Ben kime güvenicem. Napayım ben güvenmeyeyim de insanlara, hele de bir erkeğe.
Peki ne düşünüyordum onu erkek gözüyle görürken, hee işte hata orda, onu erkek gözüyle görmek hata orda. Adam benim yöneticim. Asla saygı duymayacağım, duyamayacağım biri. Peki benim durumum ne, sorgulamak. Başkalarına benzemek istemiyorum, sorgulamaya devam edeceğim. Savaşa savaşa kazanağım, sessizlikler getirmicek bana saygıyı katılıyorum, ben nefes alamıyorum eğer uyum sağlarsam. Onların lügatında uyum, benim lügatımda uyum diye bir şey yok. Uyum olabilmesi için, mantıklı gelmesi lazım bana ki ruhum kirlenmesin bunu kabul ediş şeklimden. Yoksa yaşayamam, nefes alama, alamıorum denedim, arkama bile bakmadan gidiyorum. Ahh ben ne yangınlar çıkarıyorum, kendimin de yandığı. Ah ben savaşlar veriyorum, kendimin de öldüğü. Ah ben niye savaşçı doğdum böyle, niye savaşçıyım ben böylesine çok. Yolda mı öğrendim böylesine savaşmayı, ahhh ben güzel savaşçıyım.
Yorumlar
Yorum Gönder