Ana içeriğe atla

  Eeevet sevgili miniklerrr! or gençler! Neyi özlediğimi, neyden kaçmak istediğimi daha net görebiliyorum artıkın. Kendi elimle kendime bir gelecek inşa ediyorum. Ayağımda prangasız geldiğim bu yerde, prangasız devam etmek istiyorum hayatıma ki final destinationıma ulaşabileyim. 


 Nerdeyim,

Nasılım,

Kim/lerleyim,

En önemlisi de Mutlu muyum?

 Hepsine cevap verebilmek için aslında tek bir soru lazım, kimim ben! Kendimi iyi tanıyor muyum, ya da şöyle sorayım kendim olabildim mi bu hayatta?


 Galiba istemediğim insanları hayatımdan çıkarttığımda ben olabilmeye başladım diyebilirim. İstediğim zaman istediğim kişiyle olunca, ben olabildim > olabiliyorum sanırım.


 Ben ben olmayı hiç bu kadar çok istememiştim ve hiç bu kadar haklı gururunu yaşamamıştım ben olmanın. Peki ben emin miyim kim olduğumdan? Başladık bi yerden diyelim, dürüst olalım :)


 Kafamı meşgul ettiğim sürece mutluyum ben, ben ürettiğim sürece, problem çözdükçe mutluyum. Yalanda dolanda kaybolmadığım sürece çok mutluyum ben. egolardan, hırslardan, kıskançlıklardan, başkasının hayatını yaşamalardan uzak olmak istiyorum, başkalarının kötü sözünden, gözünden uzak kaldıkçak ben, daha bi çok ben olabiliyorum onu anladım. Ve insanlara sonsuz güvenmemeyi öğrenince, aslında ne kadar da büyük hayal kırıklıklarında boğulduğumu sonunda görünce, daha kendime dönmeyi öğrettim kendime. Ama şunu biliyorum, insan yalnız kalamaz, işte zor olan da tam burda başlıyor, dengeyi bulabilmekte. Güzel olan şu > Mücadele :) Kendini tanımakta, başkalarını yorumlamakta, yaşamakta bu hayatı hep gerekli olan şey o, savaşmak. Ne kendini ne karşındakini ne de bu dünyayı. Yaşam sana verilmiş gerçek bir armağan, dal içine ❤️

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

      Yeniden duyuyorum kuşların sesini, içimdeki yaşama aşkı yeniden yüklendi. Tekrar kendine güvenle yüreyebiliyorum Aachen sokaklarında. Dur şu ilk geldiğim günkü şarkıyı açayım, nasıl güzel.      Sabah ağladım gene. Ama bu seferki satisfactiondan dolayı. Neyin satisfactionı. Tüm çabalarımın. "Bir oyana, bir buyana" 'nın. Bitti çok şükür. Yarın Venedik'e gidiyorum. Küçük bir Avrupa turuna çıkıyorum. Sırtımda sırt çantam. Sırt çantasıyla çıkmak zorundayım zaten, çünkü biletlerim ölesine ucuz :) Kimlerle karşılaşacağım, neler yaşayacağım bilmiyorum, ama bu sefer biraz daha olgunlaşmış gideceğim galiba. Bilmem onu da yolda öğreniriz. Ama harman etti beni bu 3 ay. İnsan kazandım, insancıklar kaybettim. Kalbimi kazandığını düşündüklerimi, bu sefer kalbime değmeden dinledim, çünkü kalbin "already, broken" olmuş onlara. Yanlış düşündüm şu hayatta, yanıldım tekrar inanmak istemedim egoistliğimden, ama asla yanlış hissetmedim. Ve şu aralar çok kırgın hissediyorum...
      Ne var biliyor musun? Güzel bir ortama adım atabilmek adına, gelen bir ton belgeyi Aachen Markt'taki Starbucks'ta oturup okuyayım dedim. İçinden imzalanacak bir sürü belge çıktı. Vee canım Esraam, profesyonel bir şirketle anlaştığımı ALGILADIM. Belki bir kez daha algılamış oldum. Ama olanlara bakıyorum da, bu ülke, beni dönüştürüyor. Dönüştüğüm ya da daha da dönüşeceğim karakterim (kim bilir neler yaşayacağım daha, bence şu anki halimi çok kıskanacağım :) Profesyonel hayatım, sosyal hayatımdaki kararlılığımın yansıması. Ben, bana ilham veren şeyleri hissettiğimde, o hislerin güzelliğinin içinde acaba niye ben bunları hissediyorum sadece diye düşünürdüm. Galiba bu süreye takılıp da kendi kişiliğinden, hayallerinden ve de en önemlisi potensiyalinden vazgeçmemek için verdiğin mücadeleyi kutsal kılıyor. O mücadeleyi verirken, böyle hatta daha güzelini yaşayacağım şeyler olacağını bilseydim hayatımda verir miydim o mücadeleyi?      Hayat beni ordan oraya s...
      Çatlicak damarlarım sinirden, beynimin tüm kıvrımları, tüm nöronları sanki ayaklanmış, karşı çıkıyor tüm olan bitene. Olan biten=düşüncelerim. Her zaman hep böyleydiler, her girdiğim işte, her tanıştığım inanda, her kavgamda, hep haklı oluşumda, ....= çözüm olarak yazmayı buldum, ve daha yazarken buldum cevabını, ben bir. kontrol manyağıyım. Herkesi kontrol etmek istiyorum, kontrol edemediklerimden uzaklaşmak istiyorum, ee peki nereye kadar böyle. İş konusu benim için çok ciddi. Bayılıyorum üretmeye. Galiba Almanya o yüzden benim için doğru adres. Peki, hata nerde. Hata kendime çok yüklenmemde, ve de bu Ka-Ka_we'ye de dedikleri gibi, insanları biraz itebiliyor, sanırım aynı şeye ben maruz kaldığımda da aynı tepkileri verirdim, ama, ama , amaa, dinlemek galiba en iyisi, reminder mailleri sana bişi kazandırmadığında...