Ana içeriğe atla

 Çocuğum yok, kocam yok, ailem binlerce kilometre ötede. Neyime güvenip geldin diye soracak olursan, KENDİME. Yıllarca kendime yaptığım yatırım ne kadar doğruymuş onu gördüm. Hoş o zamanlar o çalışmaları yatırım olarak görmüyordum, görev olarak görüyordum. Öyle yetiştirilmişiz, ama güzel oldu beee. Şu an aylarca beklediğim, ara ara videolarına baktığım Aachen'ın göbeğinde oturuyorum. Hem de elimin altında MacBook Prom, yanımda Starbucks kahvem, canım mor kulaklığım kulağımda. Yaşadıklarımı düşünecek olursak, çok da düşünesim yok yaa. Sktir etmiş durumdayım, hiçbiri o kadar umrumda değil kiiii aklıma bile gelmiyor. Tek istediğim şu an, verdiğim kararın doğruluğunu hücrelerime kadar hissetmek. Listeme birkaç şehir eklemek, yürümek, yürümek ve daha çok yürümek. Bol bol da fotoğraf çekmek. Ailenin varlığının ne kadar önemli, yokluğunun da ara ara ne kadar gerekli olduğunu bu süreçte çok net öğrendim. Ben dahil, neden acaba özellikle aileden olunca onun başarılı olmasını istemiyor. İnsanoğlu zaten kıskanç olunca sanırım kendi çocukları arasında yıllarca bir karşılaştırmaya da girince (belki kendisi de böyle büyütülmüş olduğundan) istemiyor, görmek istiyorum, duymak istemiyor. Hele de yan yana gelince, zehri hele de biraz ulaştığın noktada tökezle hemen içindeki o duygu hareket etmeye başlıyor. Yaptığım en büyük hatalardan biri her şeyimi herkese anlatmaktı, ama anladım ki sana kin biriktiriyorlarmış. Yazık bee hem benim kendime bunu yapmış olmam yazık, hem de başkalarının yapmasına izin vermem.


  Peki neye kızdım bu süreçte en çok. Güvenimin boşa çıkması. En çok o acıttı. Ama ablam bir aklıma başıma getirdi. Sendin en çok dedikodu yapan güvendiğin insanla. Eee başkasıyla senin dedikodunu yapan, senin dedikodunu da başkasıyla yapacaktır, eh hayatın kuralı bu. Ahhh yalnızlık neler açtın başıma. Bırak aforizmaları, anksiyetelerinle uğraş; hayal kırıklıklarıyla uğraşmaktansa :)


 Peki neler öğrendim bu süreçte!

-- Her sarıklıyı baban sanma,

-- Yalnızlığınla, anksiyetenle başa çıkabilirsin, sıkma kendini yeter ki herkes gibisin sen de, nereden niye incilesin ki,

-- Dedikodu çok tatlı bişi, yap hobi olarak yap ama güvenmeden yap :)

-- Rahat bırak kendini, sal biraz sen mükemmel olmak zorunda değilsin, sen de herkes gibisin. Eksiklerin, yanlışların, korkuların var, insansın yahu niye sıkıyorsun kendini, bırak azcık insan ol, bilmiyorum de, anlamadım de, yapamıyorum de, yardım iste, sen güzel olmak zorunda da değilsin, katlanmak zorunda hiç değilsin başkalarının egolarına ve yine sen, rahat bırak kendini, güzel olacak inan!

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

      Yeniden duyuyorum kuşların sesini, içimdeki yaşama aşkı yeniden yüklendi. Tekrar kendine güvenle yüreyebiliyorum Aachen sokaklarında. Dur şu ilk geldiğim günkü şarkıyı açayım, nasıl güzel.      Sabah ağladım gene. Ama bu seferki satisfactiondan dolayı. Neyin satisfactionı. Tüm çabalarımın. "Bir oyana, bir buyana" 'nın. Bitti çok şükür. Yarın Venedik'e gidiyorum. Küçük bir Avrupa turuna çıkıyorum. Sırtımda sırt çantam. Sırt çantasıyla çıkmak zorundayım zaten, çünkü biletlerim ölesine ucuz :) Kimlerle karşılaşacağım, neler yaşayacağım bilmiyorum, ama bu sefer biraz daha olgunlaşmış gideceğim galiba. Bilmem onu da yolda öğreniriz. Ama harman etti beni bu 3 ay. İnsan kazandım, insancıklar kaybettim. Kalbimi kazandığını düşündüklerimi, bu sefer kalbime değmeden dinledim, çünkü kalbin "already, broken" olmuş onlara. Yanlış düşündüm şu hayatta, yanıldım tekrar inanmak istemedim egoistliğimden, ama asla yanlış hissetmedim. Ve şu aralar çok kırgın hissediyorum...
      Ne var biliyor musun? Güzel bir ortama adım atabilmek adına, gelen bir ton belgeyi Aachen Markt'taki Starbucks'ta oturup okuyayım dedim. İçinden imzalanacak bir sürü belge çıktı. Vee canım Esraam, profesyonel bir şirketle anlaştığımı ALGILADIM. Belki bir kez daha algılamış oldum. Ama olanlara bakıyorum da, bu ülke, beni dönüştürüyor. Dönüştüğüm ya da daha da dönüşeceğim karakterim (kim bilir neler yaşayacağım daha, bence şu anki halimi çok kıskanacağım :) Profesyonel hayatım, sosyal hayatımdaki kararlılığımın yansıması. Ben, bana ilham veren şeyleri hissettiğimde, o hislerin güzelliğinin içinde acaba niye ben bunları hissediyorum sadece diye düşünürdüm. Galiba bu süreye takılıp da kendi kişiliğinden, hayallerinden ve de en önemlisi potensiyalinden vazgeçmemek için verdiğin mücadeleyi kutsal kılıyor. O mücadeleyi verirken, böyle hatta daha güzelini yaşayacağım şeyler olacağını bilseydim hayatımda verir miydim o mücadeleyi?      Hayat beni ordan oraya s...
      Çatlicak damarlarım sinirden, beynimin tüm kıvrımları, tüm nöronları sanki ayaklanmış, karşı çıkıyor tüm olan bitene. Olan biten=düşüncelerim. Her zaman hep böyleydiler, her girdiğim işte, her tanıştığım inanda, her kavgamda, hep haklı oluşumda, ....= çözüm olarak yazmayı buldum, ve daha yazarken buldum cevabını, ben bir. kontrol manyağıyım. Herkesi kontrol etmek istiyorum, kontrol edemediklerimden uzaklaşmak istiyorum, ee peki nereye kadar böyle. İş konusu benim için çok ciddi. Bayılıyorum üretmeye. Galiba Almanya o yüzden benim için doğru adres. Peki, hata nerde. Hata kendime çok yüklenmemde, ve de bu Ka-Ka_we'ye de dedikleri gibi, insanları biraz itebiliyor, sanırım aynı şeye ben maruz kaldığımda da aynı tepkileri verirdim, ama, ama , amaa, dinlemek galiba en iyisi, reminder mailleri sana bişi kazandırmadığında...