Ana içeriğe atla

  Ehh beee, hele gel de senle bir kahve içelim tatlım :) Mottom hep yaşamak, mutlu yaşamak, ait olarak yaşamak. Çok uzun zamandır, arkada bıraktığım hiçbir şeyde keşkem yok olmamıştı, şu an keşkesiz yaşıyorum şu günleri. İçim "tam" olmuş durumda. O tamlığa ulaşabilmek için çok savaş verdim sanırım derken şunu fark ettim. Allah'ım, aslında senden istemeliymişim sadece. Yaptıklarımdan ve de yapacaklarımdan emin olduğumda sana geldim, pure park. Hazırdım senden istemeye işte o an. Şükürler olsun sana Yarabbim. Şimdi öyle bir yerdeyim ki keşkelerin boşluğu yok içimde. Daha iyi günler gelir mi dersin bilmiyorum ama, ben mutluyum. Hem de çok mutluyum.


 Hayal etmeye başladığım yerde de yaşamak isterim belirli bir süre. Çocukluğumunda izlediğim filmlerdeki yerlerde fotoğraflar çekmek isterim. Oralarda bisikletler sürmek. İşe gitmek, gelmek. Üretmek. Evimin kapısını açayım, yeni yıla girerken hissetmek isterim o sokaklardaki heyecanı, mutluluğu. Her şeyine ortak olmak isterim. Belki de çocukluğuma dönmek istediğimden ötürüdür bunca kilometre aşmak istemem. 

 Ama borçlarımı asla unutmam, beni yetiştirenlere, Almanya'ya, ülkeme. Şanslıydım, güzel insanlar biriktirmişim, biriktiriyorum. Şanslıyım güzel bir insana dönüştürdükleri için beni. Ve yine çok şansılıyım ki daha güzel olmak için içimde o mutluluk yeniden yeşerdi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

      Yeniden duyuyorum kuşların sesini, içimdeki yaşama aşkı yeniden yüklendi. Tekrar kendine güvenle yüreyebiliyorum Aachen sokaklarında. Dur şu ilk geldiğim günkü şarkıyı açayım, nasıl güzel.      Sabah ağladım gene. Ama bu seferki satisfactiondan dolayı. Neyin satisfactionı. Tüm çabalarımın. "Bir oyana, bir buyana" 'nın. Bitti çok şükür. Yarın Venedik'e gidiyorum. Küçük bir Avrupa turuna çıkıyorum. Sırtımda sırt çantam. Sırt çantasıyla çıkmak zorundayım zaten, çünkü biletlerim ölesine ucuz :) Kimlerle karşılaşacağım, neler yaşayacağım bilmiyorum, ama bu sefer biraz daha olgunlaşmış gideceğim galiba. Bilmem onu da yolda öğreniriz. Ama harman etti beni bu 3 ay. İnsan kazandım, insancıklar kaybettim. Kalbimi kazandığını düşündüklerimi, bu sefer kalbime değmeden dinledim, çünkü kalbin "already, broken" olmuş onlara. Yanlış düşündüm şu hayatta, yanıldım tekrar inanmak istemedim egoistliğimden, ama asla yanlış hissetmedim. Ve şu aralar çok kırgın hissediyorum...
      Ne var biliyor musun? Güzel bir ortama adım atabilmek adına, gelen bir ton belgeyi Aachen Markt'taki Starbucks'ta oturup okuyayım dedim. İçinden imzalanacak bir sürü belge çıktı. Vee canım Esraam, profesyonel bir şirketle anlaştığımı ALGILADIM. Belki bir kez daha algılamış oldum. Ama olanlara bakıyorum da, bu ülke, beni dönüştürüyor. Dönüştüğüm ya da daha da dönüşeceğim karakterim (kim bilir neler yaşayacağım daha, bence şu anki halimi çok kıskanacağım :) Profesyonel hayatım, sosyal hayatımdaki kararlılığımın yansıması. Ben, bana ilham veren şeyleri hissettiğimde, o hislerin güzelliğinin içinde acaba niye ben bunları hissediyorum sadece diye düşünürdüm. Galiba bu süreye takılıp da kendi kişiliğinden, hayallerinden ve de en önemlisi potensiyalinden vazgeçmemek için verdiğin mücadeleyi kutsal kılıyor. O mücadeleyi verirken, böyle hatta daha güzelini yaşayacağım şeyler olacağını bilseydim hayatımda verir miydim o mücadeleyi?      Hayat beni ordan oraya s...
      Çatlicak damarlarım sinirden, beynimin tüm kıvrımları, tüm nöronları sanki ayaklanmış, karşı çıkıyor tüm olan bitene. Olan biten=düşüncelerim. Her zaman hep böyleydiler, her girdiğim işte, her tanıştığım inanda, her kavgamda, hep haklı oluşumda, ....= çözüm olarak yazmayı buldum, ve daha yazarken buldum cevabını, ben bir. kontrol manyağıyım. Herkesi kontrol etmek istiyorum, kontrol edemediklerimden uzaklaşmak istiyorum, ee peki nereye kadar böyle. İş konusu benim için çok ciddi. Bayılıyorum üretmeye. Galiba Almanya o yüzden benim için doğru adres. Peki, hata nerde. Hata kendime çok yüklenmemde, ve de bu Ka-Ka_we'ye de dedikleri gibi, insanları biraz itebiliyor, sanırım aynı şeye ben maruz kaldığımda da aynı tepkileri verirdim, ama, ama , amaa, dinlemek galiba en iyisi, reminder mailleri sana bişi kazandırmadığında...