Evet gençleeeer, bugünkü aydınlanmamı paylaşmak isterim sizinle. Eh her gün kıskançlıktan kuduran bir akraban, arkadaşımın laflarıyla yeni şok olmalarıma ki ben onlara aydınlanma diyorum oto boka güvenmemem konusunda (ki güvendiğim zamanlardaki hallerime kıçımla gülerek). Peki biz kimseye güvenemeyecek miyiz be güzelim diye sorarlar adama. Yok canım, sen gene de güvenme. Hele de kendini "seni kıskanmaktan kudurduğunu ele vermiş olanlara" yaklaşırken iki kere düşün. Aslında iyi bişi bi bakıma bu lafları duymak. Kimden duyarsan, ona göre mesafe alıyorsun. Ben onların yerinde olsam, ben de kıskanırdım be şimdi haklarını yememek lazım. Ama bu kadar salak olmazdım herhalde kendimi ele verecek kadar. Sinirli miyim? Evet. Uzun süre gider mi bu kinim. Tabi ki de evet. Ama geliştiğimi düşünüyorum. Kızma konusunda. Kızarken içimde bişiler burulurdu. Sinirim yükselir, dilim dolanırdı. Ne diyeceğimi pek bilemezdim. Şu an küçük bir şok geçiriyorum, içimdeki süzgeçten geçiriyorum diceklerimi ki sesim çok sinirli çıkmasın. Düşünmekten vazgeçmiyorum ama bana deneni/yapılanı. Önceden sinirle düşünürdüm, şimdi içimden/aklımdan atabilmek için mutlaka yazmalıyım diyorum ki o kötü geçiş üstümde kalmasın.
Ama hem teoride hem de pratikte daha önce yaptığım en büyük hatamı yapmıyorum. Sinirimi, midemdeki buruklamaları, uzun süre taşımamayı bu boktan duyguları ve sözlerimi kontrol etmek için hala eğitiyorum kendimi ama yapmayı çok iyi öğrendiğim bişi var. O içimde kırılan güven duygusunu, muhtaçlıkla yer değiştirmiyorum artık. Yalnızlık bana en çok bunu öğretti. Kaliteli yalnızlık :)
Yorumlar
Yorum Gönder