Ana içeriğe atla

  Evet gençleeeer, bugünkü aydınlanmamı paylaşmak isterim sizinle. Eh her gün kıskançlıktan kuduran bir akraban, arkadaşımın laflarıyla yeni şok olmalarıma ki ben onlara aydınlanma diyorum oto boka güvenmemem konusunda (ki güvendiğim zamanlardaki hallerime kıçımla gülerek). Peki biz kimseye güvenemeyecek miyiz be güzelim diye sorarlar adama. Yok canım, sen gene de güvenme. Hele de kendini "seni kıskanmaktan kudurduğunu ele vermiş olanlara" yaklaşırken iki kere düşün. Aslında iyi bişi bi bakıma bu lafları duymak. Kimden duyarsan, ona göre mesafe alıyorsun. Ben onların yerinde olsam, ben de kıskanırdım be şimdi haklarını yememek lazım. Ama bu kadar salak olmazdım herhalde kendimi ele verecek kadar. Sinirli miyim? Evet. Uzun süre gider mi bu kinim. Tabi ki de evet. Ama geliştiğimi düşünüyorum. Kızma konusunda. Kızarken içimde bişiler burulurdu. Sinirim yükselir, dilim dolanırdı. Ne diyeceğimi pek bilemezdim. Şu an küçük bir şok geçiriyorum, içimdeki süzgeçten geçiriyorum diceklerimi ki sesim çok sinirli çıkmasın. Düşünmekten vazgeçmiyorum ama bana deneni/yapılanı. Önceden sinirle düşünürdüm, şimdi içimden/aklımdan atabilmek için mutlaka yazmalıyım diyorum ki o kötü geçiş üstümde kalmasın.

 Ama hem teoride hem de pratikte daha önce yaptığım en büyük hatamı yapmıyorum. Sinirimi, midemdeki buruklamaları, uzun süre taşımamayı bu boktan duyguları ve sözlerimi kontrol etmek için hala eğitiyorum kendimi ama yapmayı çok iyi öğrendiğim bişi var. O içimde kırılan güven duygusunu, muhtaçlıkla yer değiştirmiyorum artık. Yalnızlık bana en çok bunu öğretti. Kaliteli yalnızlık :)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

      Yeniden duyuyorum kuşların sesini, içimdeki yaşama aşkı yeniden yüklendi. Tekrar kendine güvenle yüreyebiliyorum Aachen sokaklarında. Dur şu ilk geldiğim günkü şarkıyı açayım, nasıl güzel.      Sabah ağladım gene. Ama bu seferki satisfactiondan dolayı. Neyin satisfactionı. Tüm çabalarımın. "Bir oyana, bir buyana" 'nın. Bitti çok şükür. Yarın Venedik'e gidiyorum. Küçük bir Avrupa turuna çıkıyorum. Sırtımda sırt çantam. Sırt çantasıyla çıkmak zorundayım zaten, çünkü biletlerim ölesine ucuz :) Kimlerle karşılaşacağım, neler yaşayacağım bilmiyorum, ama bu sefer biraz daha olgunlaşmış gideceğim galiba. Bilmem onu da yolda öğreniriz. Ama harman etti beni bu 3 ay. İnsan kazandım, insancıklar kaybettim. Kalbimi kazandığını düşündüklerimi, bu sefer kalbime değmeden dinledim, çünkü kalbin "already, broken" olmuş onlara. Yanlış düşündüm şu hayatta, yanıldım tekrar inanmak istemedim egoistliğimden, ama asla yanlış hissetmedim. Ve şu aralar çok kırgın hissediyorum...
      Ne var biliyor musun? Güzel bir ortama adım atabilmek adına, gelen bir ton belgeyi Aachen Markt'taki Starbucks'ta oturup okuyayım dedim. İçinden imzalanacak bir sürü belge çıktı. Vee canım Esraam, profesyonel bir şirketle anlaştığımı ALGILADIM. Belki bir kez daha algılamış oldum. Ama olanlara bakıyorum da, bu ülke, beni dönüştürüyor. Dönüştüğüm ya da daha da dönüşeceğim karakterim (kim bilir neler yaşayacağım daha, bence şu anki halimi çok kıskanacağım :) Profesyonel hayatım, sosyal hayatımdaki kararlılığımın yansıması. Ben, bana ilham veren şeyleri hissettiğimde, o hislerin güzelliğinin içinde acaba niye ben bunları hissediyorum sadece diye düşünürdüm. Galiba bu süreye takılıp da kendi kişiliğinden, hayallerinden ve de en önemlisi potensiyalinden vazgeçmemek için verdiğin mücadeleyi kutsal kılıyor. O mücadeleyi verirken, böyle hatta daha güzelini yaşayacağım şeyler olacağını bilseydim hayatımda verir miydim o mücadeleyi?      Hayat beni ordan oraya s...
      Çatlicak damarlarım sinirden, beynimin tüm kıvrımları, tüm nöronları sanki ayaklanmış, karşı çıkıyor tüm olan bitene. Olan biten=düşüncelerim. Her zaman hep böyleydiler, her girdiğim işte, her tanıştığım inanda, her kavgamda, hep haklı oluşumda, ....= çözüm olarak yazmayı buldum, ve daha yazarken buldum cevabını, ben bir. kontrol manyağıyım. Herkesi kontrol etmek istiyorum, kontrol edemediklerimden uzaklaşmak istiyorum, ee peki nereye kadar böyle. İş konusu benim için çok ciddi. Bayılıyorum üretmeye. Galiba Almanya o yüzden benim için doğru adres. Peki, hata nerde. Hata kendime çok yüklenmemde, ve de bu Ka-Ka_we'ye de dedikleri gibi, insanları biraz itebiliyor, sanırım aynı şeye ben maruz kaldığımda da aynı tepkileri verirdim, ama, ama , amaa, dinlemek galiba en iyisi, reminder mailleri sana bişi kazandırmadığında...