Almanya'nın etinden sütünden yararlanmaya devam ettiğimiz başka bir gün daha. O kadar çok paperworkten korkarken, bir yanda her şeye "Nein" diye cevap verince, ne kadar da sade bir hayatım varmış dedim. İyi ki de varmış bee. Zaten kendimle ilgili bilgileri zor dolduruyorum, bir de kocam, çoluğum çocuğumla mı uğraşıcam. İnsanların nasıl çocuk yapıp da çocuk bakabildiklerini anlamıyorum. Hadi o kadar zor süreçleri geçtin, sonra bir de ne var: O çocuğun sorumluluğu, senin hayatın tam olarak bitmiş olmuyor mu ya, onu düşünerek yaşıyorsun. Hukuki olarak bile sorumlusun, bakamadığını anladıklarında elinden bile alabiliyorlar inanabiliyor musun, ben doğurmayı göze almışım, bakamıyorum diye elimden alcaklar. "Elimden alcaklar" dediğimde anladım, ben o çocuğa öyle bi güzel bakarım ki diye anlıyorum. Peki sorun ne Esram. Tabi ki de o adamı bulamamış olmam. Çoook korkuyorum canımın acımasından. O yüzden düşmüyorum hiçbir şeye, düşmicem de. Büyük konuşmayalım, düşmem inşallah diyelim. Canım çok acımış, acısın istemiyorum tekrar. Eeeee peki napçaz şimdi, Bilmem, yaşamak çok güzel ama, her şeye rağmen acayip güzel.
Her geçen gün fikirlerim değişiyor, insanlara önyargılarım artıyor, sonra kendime bir bakıyorum, her şey sıfırlanmış. Melek gibi bir insan olmuşum. Galiba işin özü iyi bir insan olabilmekte, ölceğimizi düşünecek olursak, kötülük de nedendir ki. Bir de kendimle dertleştiğim zamanlardan bir şey daha fark ettim. Sinirlendiğim noktalar, benim üzerine çalışmadığım o yüzden de yönetemediğim kör noktalarım ruhumda. Sinirlenmemden anlayabiliyorum yönetemediğimi. Diğer yanlarımın nasıl flexible olduğuna bakıyorum da, oralarım hala karanlıkta o yüzden insanları eliştirmek yerine, kendini geliştir be güsel Esram. Mutlu ollll, yaşa elinden geldiğinin en iyisini yap ve hep kendine sor mutlu musun bunu yaptığın için, asla ikileme düşme kendinle. Kötü hissettirme kalbini.
Yorumlar
Yorum Gönder