Ana içeriğe atla

     İyi ki ölecez ya, ölmesek çekilmez bu dünya. Peki bu dünyaya bir de çocuk getirip, canın ağzında yaşayıp hayatının geri kalanını, bir de onu arkada bırakıp gitmek miiiii!!! Delirmişsinn, ama sanırım başka bir deliliğin sonucu bu, Aşk'ın. Aşık olunca, sevdiğin adam gözünde bambaşka bişeye dönüşüyo ya. O sırada, zaman duruyor işte. Her şey duruyo, beyninin durduğu gibi. Yapıyorsun bi tane, hadi yalnız kalmasın sen defolup gidince, bir tane daha olsun yoldaş olsun ona diyorsun. Sonra da bir bakıyorsun, ... 

    Ne fark ettim biliyor musun? Yine gelecek ile ilgili cümlelelerim. Ne olacağını senin bilemeyeceğin bir güçle yönetiliyorken, neyden bahsediyorum. Hayata karşı heyecanımı kaybediyormuşum gibi hissediyorum, peki sebebi ne bunun. Sorsana kendine içini eskiten neler diye sorunca, bul cevaplarını, al önlemlerini, yapma bir daha da hissettirme kendine bir daha depresyon halleri kendine.

    1. Başkaları için yaşama. Bırak ne düşünürlerse düşünsünler, anlaşamıyorsan SESSİZ olmayı dene, onlarla konuşmak zorunda değilsin iş dışında.

    2. Kendinle ilgili çok az detay ver, bırak tanımasınlar seni. Tanıyınca da sevmicekler çünkü. Çünkü sevmelerini dilendiğin sürece sen, hep dışlanan sen olacaksın. Bırak artık şu alışkanlığını ve sessiz ol. Başkalarının sevgisine ihtiyacın YOOOK.

    3. Başkalarına kendini sevdirme çabalarını, boşa çıkınca da yaşadığın hayal kırıklığı seanslarında harcadığın zamanı kendine yatırım yapmak için harcadığını düşünsene. Geç değil hiçbir şey için. Sadece, mesafeli ol, en azından olmayı dene. Öğren artıkkkk. Ve uzaklaş.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

      Yeniden duyuyorum kuşların sesini, içimdeki yaşama aşkı yeniden yüklendi. Tekrar kendine güvenle yüreyebiliyorum Aachen sokaklarında. Dur şu ilk geldiğim günkü şarkıyı açayım, nasıl güzel.      Sabah ağladım gene. Ama bu seferki satisfactiondan dolayı. Neyin satisfactionı. Tüm çabalarımın. "Bir oyana, bir buyana" 'nın. Bitti çok şükür. Yarın Venedik'e gidiyorum. Küçük bir Avrupa turuna çıkıyorum. Sırtımda sırt çantam. Sırt çantasıyla çıkmak zorundayım zaten, çünkü biletlerim ölesine ucuz :) Kimlerle karşılaşacağım, neler yaşayacağım bilmiyorum, ama bu sefer biraz daha olgunlaşmış gideceğim galiba. Bilmem onu da yolda öğreniriz. Ama harman etti beni bu 3 ay. İnsan kazandım, insancıklar kaybettim. Kalbimi kazandığını düşündüklerimi, bu sefer kalbime değmeden dinledim, çünkü kalbin "already, broken" olmuş onlara. Yanlış düşündüm şu hayatta, yanıldım tekrar inanmak istemedim egoistliğimden, ama asla yanlış hissetmedim. Ve şu aralar çok kırgın hissediyorum...
      Ne var biliyor musun? Güzel bir ortama adım atabilmek adına, gelen bir ton belgeyi Aachen Markt'taki Starbucks'ta oturup okuyayım dedim. İçinden imzalanacak bir sürü belge çıktı. Vee canım Esraam, profesyonel bir şirketle anlaştığımı ALGILADIM. Belki bir kez daha algılamış oldum. Ama olanlara bakıyorum da, bu ülke, beni dönüştürüyor. Dönüştüğüm ya da daha da dönüşeceğim karakterim (kim bilir neler yaşayacağım daha, bence şu anki halimi çok kıskanacağım :) Profesyonel hayatım, sosyal hayatımdaki kararlılığımın yansıması. Ben, bana ilham veren şeyleri hissettiğimde, o hislerin güzelliğinin içinde acaba niye ben bunları hissediyorum sadece diye düşünürdüm. Galiba bu süreye takılıp da kendi kişiliğinden, hayallerinden ve de en önemlisi potensiyalinden vazgeçmemek için verdiğin mücadeleyi kutsal kılıyor. O mücadeleyi verirken, böyle hatta daha güzelini yaşayacağım şeyler olacağını bilseydim hayatımda verir miydim o mücadeleyi?      Hayat beni ordan oraya s...
      Çatlicak damarlarım sinirden, beynimin tüm kıvrımları, tüm nöronları sanki ayaklanmış, karşı çıkıyor tüm olan bitene. Olan biten=düşüncelerim. Her zaman hep böyleydiler, her girdiğim işte, her tanıştığım inanda, her kavgamda, hep haklı oluşumda, ....= çözüm olarak yazmayı buldum, ve daha yazarken buldum cevabını, ben bir. kontrol manyağıyım. Herkesi kontrol etmek istiyorum, kontrol edemediklerimden uzaklaşmak istiyorum, ee peki nereye kadar böyle. İş konusu benim için çok ciddi. Bayılıyorum üretmeye. Galiba Almanya o yüzden benim için doğru adres. Peki, hata nerde. Hata kendime çok yüklenmemde, ve de bu Ka-Ka_we'ye de dedikleri gibi, insanları biraz itebiliyor, sanırım aynı şeye ben maruz kaldığımda da aynı tepkileri verirdim, ama, ama , amaa, dinlemek galiba en iyisi, reminder mailleri sana bişi kazandırmadığında...