Ana içeriğe atla

    Yılmaz abim dedi ki bugünkü programında, babasının gazeteciliğe başladığındaki öğüdüymüş: "BİR LOKMA EKMEK, BİR AVUÇ TOPRAK" günün sonunda her şey. Nasıl da uyandım. Nasıl da kaybolmuştum. Nasıl da haklıymışım. Her zaman haklıydım, hakkımı savunmaktan kendimi alamıyorum. Almayacağım da. Ben korkak değilim, olmaya da hiç niyetim yok. Hele de hakkımı yedirmeye hiçç hiçç niyetim olamaz. Ayy sanırım sıkıldım bu konudan ve artık konuşmak istemiyorum. Daha ne anlatayım bakayım bir düşüneyimmm. Çok da bişi yok ki hayatımda. İşte ehliyetimi değiştirip, arabamı alıp hayatımın başka bir safhasına geçmeyi planlıyorum. Neden yoğunlaşamadım şu ehliyet sorularına ben ya. Galiba aynı şeyleri yeniden yapma fikrini sevmiyorum ben. Çift dikiş her şey canımı sıkıyor. Ohh çok şükür buldum sorunu sonunda. Onun dışındaaa, A1 sınavını vermem lazım kalıcı oturum için. Sanırım ondan sonrasında Almanca öğrenmek istersem gerçekten öğrenebilirim. Yoksa mecburen bir şeyler yapma fikri beni delirtiyor. Hep delirtti. Bu aralar daha çok delirtiyor. Yaş ilerledikçe daha fena. Nilgün belgün dedi ki 40 yaşında sonra yaşadığın aşk, çocukken yaşadığın aşka benzemez dedi. Öyle net anladım ki onu, öyle derin ki duygularım şu an, belki de yokluktan olur gelecek olana... (yazarken bile içime sıkıntı geldi, en iyisi tamamlayamayayım, bırakayım hayata o kendi göstersin)

    Neyse hadi 1 saat daha geçti, son 2 saat desek ortalarda dolaşmak için. Canım delii tatlı çekiyor, valla bir tatlı yiyeyim, Starbucks tatlısı olur. Bu dandirik americano'yu içemicem, berbaatt. Almanya'da Starbuckslar kapatılmalı, ya da Amerikadan baristalar gelip bunları eğitmeli. Bu ne yaa, berbattı. Su içtim bildiğim. Daha doğrusu, tattım.

    Başka başkaaa ne anlatabilirim gelecek planlarımla ilgili sanaa. İş hayatımdan bahsedeyim:

    Büyük bir kampanyaya girişiyorum. O.'nun kafasının neye çalıştığını bilmiyorum. Neye odaklanmak istediğini, ama benim işimi odaklanmayınca sinirleniyorum. Aslında daha iyi, kafasının nerde olması beni bağlamamalı. Çünkü kendi de bilmiyor yerde mi gökte mi. 

    Kötü olayların, avantajlarını düşünün! Pragmatik yanım konuşuyor işteee, demiştim beeen. Boşuna çıkarcı değilim ben. Kendimi korumak içinmiş hepsi.

    Ama artık bitti, bundan sonr değiştiremem geçmişi ama, bundan sonra ne olacağını, en önemlisi de kim olacağımı ben karar veririm.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

      Yeniden duyuyorum kuşların sesini, içimdeki yaşama aşkı yeniden yüklendi. Tekrar kendine güvenle yüreyebiliyorum Aachen sokaklarında. Dur şu ilk geldiğim günkü şarkıyı açayım, nasıl güzel.      Sabah ağladım gene. Ama bu seferki satisfactiondan dolayı. Neyin satisfactionı. Tüm çabalarımın. "Bir oyana, bir buyana" 'nın. Bitti çok şükür. Yarın Venedik'e gidiyorum. Küçük bir Avrupa turuna çıkıyorum. Sırtımda sırt çantam. Sırt çantasıyla çıkmak zorundayım zaten, çünkü biletlerim ölesine ucuz :) Kimlerle karşılaşacağım, neler yaşayacağım bilmiyorum, ama bu sefer biraz daha olgunlaşmış gideceğim galiba. Bilmem onu da yolda öğreniriz. Ama harman etti beni bu 3 ay. İnsan kazandım, insancıklar kaybettim. Kalbimi kazandığını düşündüklerimi, bu sefer kalbime değmeden dinledim, çünkü kalbin "already, broken" olmuş onlara. Yanlış düşündüm şu hayatta, yanıldım tekrar inanmak istemedim egoistliğimden, ama asla yanlış hissetmedim. Ve şu aralar çok kırgın hissediyorum...
      Ne var biliyor musun? Güzel bir ortama adım atabilmek adına, gelen bir ton belgeyi Aachen Markt'taki Starbucks'ta oturup okuyayım dedim. İçinden imzalanacak bir sürü belge çıktı. Vee canım Esraam, profesyonel bir şirketle anlaştığımı ALGILADIM. Belki bir kez daha algılamış oldum. Ama olanlara bakıyorum da, bu ülke, beni dönüştürüyor. Dönüştüğüm ya da daha da dönüşeceğim karakterim (kim bilir neler yaşayacağım daha, bence şu anki halimi çok kıskanacağım :) Profesyonel hayatım, sosyal hayatımdaki kararlılığımın yansıması. Ben, bana ilham veren şeyleri hissettiğimde, o hislerin güzelliğinin içinde acaba niye ben bunları hissediyorum sadece diye düşünürdüm. Galiba bu süreye takılıp da kendi kişiliğinden, hayallerinden ve de en önemlisi potensiyalinden vazgeçmemek için verdiğin mücadeleyi kutsal kılıyor. O mücadeleyi verirken, böyle hatta daha güzelini yaşayacağım şeyler olacağını bilseydim hayatımda verir miydim o mücadeleyi?      Hayat beni ordan oraya s...
      Çatlicak damarlarım sinirden, beynimin tüm kıvrımları, tüm nöronları sanki ayaklanmış, karşı çıkıyor tüm olan bitene. Olan biten=düşüncelerim. Her zaman hep böyleydiler, her girdiğim işte, her tanıştığım inanda, her kavgamda, hep haklı oluşumda, ....= çözüm olarak yazmayı buldum, ve daha yazarken buldum cevabını, ben bir. kontrol manyağıyım. Herkesi kontrol etmek istiyorum, kontrol edemediklerimden uzaklaşmak istiyorum, ee peki nereye kadar böyle. İş konusu benim için çok ciddi. Bayılıyorum üretmeye. Galiba Almanya o yüzden benim için doğru adres. Peki, hata nerde. Hata kendime çok yüklenmemde, ve de bu Ka-Ka_we'ye de dedikleri gibi, insanları biraz itebiliyor, sanırım aynı şeye ben maruz kaldığımda da aynı tepkileri verirdim, ama, ama , amaa, dinlemek galiba en iyisi, reminder mailleri sana bişi kazandırmadığında...