Ana içeriğe atla

  Hakkımı savunmak zorrrrunda kaldığımda, sinirlerimi kontrol edemiyorum. Bu aralar yeni bir şey fark ettim hayatımda, insanları sana davranışlarına göre değil, sen insanları kafana takmayışlarına göre yaşamalısın. Yoksa, herbiri kalıcı izler bırakacak sende. Kontrol edemediğini düşündüğün her bir davranımş, delicek geçicek. Umursama ne söylediklerini demiyorum, izin verme aklına girmelerine, seni sinirlendirmelerine, kalbini kriz geçirttirecek gibi hissettirmelerine, benimseme. Dinle ama içselleştirme, unutma ama canını yakmalarına izin verme. Unutma sen izin verdiğin sürece orada çöreklenecekler.

    Peki tam tersini nasıl engelleyeceğim. Nasıl karşılık vereceğim güler yüze, nasıl kabullenmeyeceğim o gülümsemeleri, nasıl inanmicam o güselim sözlere, o güzel bakan gözlere. Galiba bu daha zor. Ne sevgili ne sevgisiz büyütülmüşüz. Sevgiye ihtiyacımız yiyeceklerle giderilmeye çalışılmış hep. O yüzden korkumuz aç kalacağımız, o yüzden her sevgiye daha çok ihtiyacımız olduğunda daha çok yiyişlerimiz. 

    Nerdesin bir baksana. Acısı var diyorum evet, ama güzel yanlarını görmezsem olmaz. Haksızlık etmiş olurum, bütün Avrupayı geziyorum vize ile uğraşmadan. Ama güzel ülkemden asla vazgeçmem. Vazgeçmicem de. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

      Yeniden duyuyorum kuşların sesini, içimdeki yaşama aşkı yeniden yüklendi. Tekrar kendine güvenle yüreyebiliyorum Aachen sokaklarında. Dur şu ilk geldiğim günkü şarkıyı açayım, nasıl güzel.      Sabah ağladım gene. Ama bu seferki satisfactiondan dolayı. Neyin satisfactionı. Tüm çabalarımın. "Bir oyana, bir buyana" 'nın. Bitti çok şükür. Yarın Venedik'e gidiyorum. Küçük bir Avrupa turuna çıkıyorum. Sırtımda sırt çantam. Sırt çantasıyla çıkmak zorundayım zaten, çünkü biletlerim ölesine ucuz :) Kimlerle karşılaşacağım, neler yaşayacağım bilmiyorum, ama bu sefer biraz daha olgunlaşmış gideceğim galiba. Bilmem onu da yolda öğreniriz. Ama harman etti beni bu 3 ay. İnsan kazandım, insancıklar kaybettim. Kalbimi kazandığını düşündüklerimi, bu sefer kalbime değmeden dinledim, çünkü kalbin "already, broken" olmuş onlara. Yanlış düşündüm şu hayatta, yanıldım tekrar inanmak istemedim egoistliğimden, ama asla yanlış hissetmedim. Ve şu aralar çok kırgın hissediyorum...
      Ne var biliyor musun? Güzel bir ortama adım atabilmek adına, gelen bir ton belgeyi Aachen Markt'taki Starbucks'ta oturup okuyayım dedim. İçinden imzalanacak bir sürü belge çıktı. Vee canım Esraam, profesyonel bir şirketle anlaştığımı ALGILADIM. Belki bir kez daha algılamış oldum. Ama olanlara bakıyorum da, bu ülke, beni dönüştürüyor. Dönüştüğüm ya da daha da dönüşeceğim karakterim (kim bilir neler yaşayacağım daha, bence şu anki halimi çok kıskanacağım :) Profesyonel hayatım, sosyal hayatımdaki kararlılığımın yansıması. Ben, bana ilham veren şeyleri hissettiğimde, o hislerin güzelliğinin içinde acaba niye ben bunları hissediyorum sadece diye düşünürdüm. Galiba bu süreye takılıp da kendi kişiliğinden, hayallerinden ve de en önemlisi potensiyalinden vazgeçmemek için verdiğin mücadeleyi kutsal kılıyor. O mücadeleyi verirken, böyle hatta daha güzelini yaşayacağım şeyler olacağını bilseydim hayatımda verir miydim o mücadeleyi?      Hayat beni ordan oraya s...
      Çatlicak damarlarım sinirden, beynimin tüm kıvrımları, tüm nöronları sanki ayaklanmış, karşı çıkıyor tüm olan bitene. Olan biten=düşüncelerim. Her zaman hep böyleydiler, her girdiğim işte, her tanıştığım inanda, her kavgamda, hep haklı oluşumda, ....= çözüm olarak yazmayı buldum, ve daha yazarken buldum cevabını, ben bir. kontrol manyağıyım. Herkesi kontrol etmek istiyorum, kontrol edemediklerimden uzaklaşmak istiyorum, ee peki nereye kadar böyle. İş konusu benim için çok ciddi. Bayılıyorum üretmeye. Galiba Almanya o yüzden benim için doğru adres. Peki, hata nerde. Hata kendime çok yüklenmemde, ve de bu Ka-Ka_we'ye de dedikleri gibi, insanları biraz itebiliyor, sanırım aynı şeye ben maruz kaldığımda da aynı tepkileri verirdim, ama, ama , amaa, dinlemek galiba en iyisi, reminder mailleri sana bişi kazandırmadığında...