Ana içeriğe atla

 Bir cadı kazanının içinde kendim olmaya çalışıyorum. Savaşçı olmak bunu gerektirmez miydi? Gerektirir, Allah'tan yaptığım işi seviyorum, ve kendime çok güveniyorum. Şirketin böyle bir dönüşüme çoook ihtiyacı olmasını gözlemlemek ve burdan ekmek yemek mükemmel bir duygu. 

    İnsanlar neden kötü anlamıyorum. Yani hayatında neler oluyor ki benim ağzımdan laf alıp da tatmin ediyor kendini. Benim hayatım yaa, bırakın da kendim olayım, kendimi tanıtayım size. Beni, ben olduğum için tanıyın ve sevin.

    Psikolojimin doluluğundan mıdır nedir, çok fuck veremiyorum artık söylenenlere. İşimi çok seviyorum, çalıştığım yeri seviyorum. Sattığım ürünle neler yapılabildiğini daha net algılarsam ve nerde olduğumu algılarsam, o brand loyalty'i kazanabilirsem, daha ne isterim.

    Peki sen ne istiyorsun be gülüm. Almanya'dayım. Farkında mıyım Almanya'da olduğumun? Evet aslında, ama ben bu internasyonel kafayla doğduğumdan mıdır, böyle bir yerde olacağımı hep bildiğimden midir, yoksa zaten böyle bir ortamda çalışmaya başladığımdan mıdır, bana çok normal geliyor :)

    Gelsin be gülüm. Ben çok seviyorum böyle çalışmaları. Peki istediklerini yapmayınca, adamın üzerine atlama atakların ne olacak? Galiba bunu aşmam lazım. Yani, adamın senin müdürün olduğunu anlaman lazım. Ama, ben fikirlerimi söylemeden, saçma sapan kararlara da bırakmam kendimi kolay kolay. Beni inandırsın, inandıramıyorsa sorun onun, benim değil ki, atlarım tabi o zaman.

    Ben kendimden vazgeçemem, vazgeçeçirecek bir fikri varsa, buyursun söylesin. Sakinleşince, düşünürüz :)

    O değil de, ordan oraya savrulmalara doymadın mı? Hem de nasıl doydum. Ama inadım, her şeyden daha büyük valla. Asla da yanılmadım. Dinlemedim ki yanılayım :)

    Çoook şükür her şeyden öte. Güzel Allah'ım kısmet etti geldim buralara. Şimdi daha çok hayal kurmak için, 

    Haaa, bugün kendimde şunu fark ettim ilk defa galiba çok uzun zamandır. Yalnızlıktan sıkıldım!! Öfff nasıl yalnızlık bu ya dedim ve de bıktığımı anladım. Peki neden istemiyorsun birilerini hayatına almak gene de. Neden çook hızlı vazgeçebiliyorsun? Çünkü SAVAŞÇIyım... Kendimden başkasını duymuyorum, duymam için çooook uzaklara gitmem lazım.

    Besteee :)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

      Yeniden duyuyorum kuşların sesini, içimdeki yaşama aşkı yeniden yüklendi. Tekrar kendine güvenle yüreyebiliyorum Aachen sokaklarında. Dur şu ilk geldiğim günkü şarkıyı açayım, nasıl güzel.      Sabah ağladım gene. Ama bu seferki satisfactiondan dolayı. Neyin satisfactionı. Tüm çabalarımın. "Bir oyana, bir buyana" 'nın. Bitti çok şükür. Yarın Venedik'e gidiyorum. Küçük bir Avrupa turuna çıkıyorum. Sırtımda sırt çantam. Sırt çantasıyla çıkmak zorundayım zaten, çünkü biletlerim ölesine ucuz :) Kimlerle karşılaşacağım, neler yaşayacağım bilmiyorum, ama bu sefer biraz daha olgunlaşmış gideceğim galiba. Bilmem onu da yolda öğreniriz. Ama harman etti beni bu 3 ay. İnsan kazandım, insancıklar kaybettim. Kalbimi kazandığını düşündüklerimi, bu sefer kalbime değmeden dinledim, çünkü kalbin "already, broken" olmuş onlara. Yanlış düşündüm şu hayatta, yanıldım tekrar inanmak istemedim egoistliğimden, ama asla yanlış hissetmedim. Ve şu aralar çok kırgın hissediyorum...
      Ne var biliyor musun? Güzel bir ortama adım atabilmek adına, gelen bir ton belgeyi Aachen Markt'taki Starbucks'ta oturup okuyayım dedim. İçinden imzalanacak bir sürü belge çıktı. Vee canım Esraam, profesyonel bir şirketle anlaştığımı ALGILADIM. Belki bir kez daha algılamış oldum. Ama olanlara bakıyorum da, bu ülke, beni dönüştürüyor. Dönüştüğüm ya da daha da dönüşeceğim karakterim (kim bilir neler yaşayacağım daha, bence şu anki halimi çok kıskanacağım :) Profesyonel hayatım, sosyal hayatımdaki kararlılığımın yansıması. Ben, bana ilham veren şeyleri hissettiğimde, o hislerin güzelliğinin içinde acaba niye ben bunları hissediyorum sadece diye düşünürdüm. Galiba bu süreye takılıp da kendi kişiliğinden, hayallerinden ve de en önemlisi potensiyalinden vazgeçmemek için verdiğin mücadeleyi kutsal kılıyor. O mücadeleyi verirken, böyle hatta daha güzelini yaşayacağım şeyler olacağını bilseydim hayatımda verir miydim o mücadeleyi?      Hayat beni ordan oraya s...
      Çatlicak damarlarım sinirden, beynimin tüm kıvrımları, tüm nöronları sanki ayaklanmış, karşı çıkıyor tüm olan bitene. Olan biten=düşüncelerim. Her zaman hep böyleydiler, her girdiğim işte, her tanıştığım inanda, her kavgamda, hep haklı oluşumda, ....= çözüm olarak yazmayı buldum, ve daha yazarken buldum cevabını, ben bir. kontrol manyağıyım. Herkesi kontrol etmek istiyorum, kontrol edemediklerimden uzaklaşmak istiyorum, ee peki nereye kadar böyle. İş konusu benim için çok ciddi. Bayılıyorum üretmeye. Galiba Almanya o yüzden benim için doğru adres. Peki, hata nerde. Hata kendime çok yüklenmemde, ve de bu Ka-Ka_we'ye de dedikleri gibi, insanları biraz itebiliyor, sanırım aynı şeye ben maruz kaldığımda da aynı tepkileri verirdim, ama, ama , amaa, dinlemek galiba en iyisi, reminder mailleri sana bişi kazandırmadığında...